“Ama oğlun senin sesini duyamıyor artık. Ölülerin uykusu derin. Onların topraktan yastıkları çok alçaklarda… Senin sesine aldırmıyor o. Senin haykırışın onu uyandırmıyor. Ah, ne zaman mezarda sabah olacak? Bu uyuyan kişiye ne zaman ‘uyan artık!’ denebilecek?”