İrşadın(doğru yolu göstermenin) tam ve nafi olmasının birinci şartı, cemaatin istidadına(kabiliyetine) göre olması lâzımdır. Cemaat, avâmdır. Avâm(halk) ise; hakaiki(hakikatleri) çıplak olarak göremez, ancak onlarca malûm(bilinen) ve me'lûf(alışmış olduğu) üslûb ve elbise altında görebilirler. Bunun içindir ki Kur'ân-ı Kerim, yüksek hakaikı, müteşabihat denilen (birbirine benzeyenleri)teşbihler, misâller, istiareler ile tasvir edip, cumhura(halka) yani avâm-ı nâsın fehimlerine(anlayışlarına) yakınlaştırmıştır.
Kendime hatırlatma: Peygamberimiz de kişiye özel konuşur yol gösterirmiş. Herkesle aynı üslûp kullanılmaz. İrşaddan önce kişiyi gerçekten tanımaya çalışmak elzemdir diye düşünüyorum.