İnsan, İslâmiyet sayesinde, ibadet saikasiyle(yoluyla) bütün müslümanlara karşı sabit bir münasebet peyda eder ve kavi bir irtibat ve bağlılık elde eder. Bunlar ise, sarsılmaz bir uhuvvete, hakikî bir muhabbete sebep olur. Zaten heyet-i içtimaiyenin kemaline(olgunlaşması ve mükemmelleşmesi) ve terakkisine(ilerlemesine) ilk ve en birinci basamaklar, uhuvvet(kardeşlik) ile muhabbettir.
İşârât-ül İ'caz
Abdin Sâni-i Hakîm'e olan teveccühü(yönelişi), itaat ve inkıyadını(boyun eğmesini) intâc eder(netice verir).
İşârât-ül İ'caz
HATIRLA(!)
İbadetle fikrini yaratıcına yönelttiğinde imani hükümlere uymak ve itaat etmek kolaylaşacak.
Cenab-ı Hakk'ın emirlerine ve nehiylerine(yasaklarına) itaat ve inkıyadı(boyun eğmeyi) te'sis(meydana getirmek) ve te'min etmek (sağlamlaştırmak) için, Sâni'in(sanatkârının) azametini zihinlerde tesbit etmeye(sabitlemeye) ihtiyaç vardır. Bu tesbit de, ancak akaid ile, yâni ahkâm-ı îmaniyenin (imanî hükümlerin) tecellisiyle (görünmesiyle) olur. İmanî hükümlerin takviye (kuvvetlendirilmesi) ve inkişaf ettirilmesi (geliştirilmesi), ancak tekrar ile teceddüd eden (yenilenen) ibadetle olur.