Bu sırat köprüsünün üzerinde yedi köprü yani yedi geçit vardır ki her birisi bin sene çıkış,bin sene iniş, bin sene de düzlük bir uzaklıktadır. Bu köprü kıldan ince, kılıçtan keskin ve karanlık geceler gibi karanlıktır.
Her köprüde kul durdurulur ve sorguya çekilir. Cevap veren geçer,cevap veremeyenin vay hâline!
1. köprüde sorgu imandandır; imanı olmayanların vay haline!
2. köprüde namazdan.
3. köprüde zekattan.
4. köprüde oruçtan
5. köprüde hacdan.
6. köprüde cenâbetten temizlenmekten.
7. köprüde ana ve baba haklarından.
Bugün bilhassa mütedeyyin anne-babalar, başlarını iki elleri arasına alıp düşünmelidir:
istikbali veren kim? Gerçek istikbâl dünyada mı, âhirette mi?
Acaba evlatlarımızın güzel bir eğitim alıp şu fâni hayat çarşısında iyi bir noktaya gelmesini arzu ettiğimiz kadar, ebediyet yurdu âhirette de güzel bir makâma ermelerini arzu ediyor muyuz?
Evlatlarımız gerçekten bizim evlâdımız olarak mı yetişiyor? Onların şahsiyet ve karakterini hangi çevreler şekillendiriyor?...
Elbette her anne-baba, yavrusunu en guzel kıyafetler içinde görmek ister. Fakat âhiret inancına sahip bir ebeveyn, evladını öbür alemde Cennet ipeğinden atlas kaftanların mı, yoksa Cehennem'in yalaz yalaz ateşinin mi saracağı endişesiyle daha fazla meşgul olur...
Bayezid-i Bistamî Hazretleri'nin bir münâcatında dediği gibi;
"Allah'ım! kalsın ne zaman pırangam artık çözülecek desem,
Çivileri sımsıkı bağlanıp, perçinlenir..."