Uzun zaman boyunca sandım ki yalnızlık kalbin meyilidir. Yalnız insan bir kâfirdir. Eksik olan İsa'nın varlığıdır ki bir tek o insan ruhunun yükünü hafifletmeye muktedirdir. Bugün anlıyorum ki yalnızlık dünyanın kanunu, ağaçların yaprakları, vücutta dolaşan kan neyse o. Yalnızlık bir his değil, organik bir madde. Ondan kaçabileceğimi sanacak kadar kibirliydim.
Ne zaman dostumu görür gibi olsam hayatımın en kasvetli saatleri her seferinde yeniden canlanıyor. Canlılara mensup olmamaya dair bu istek, heyecana olduğu gibi yürek yarasına da karşı bu duyarsızlık, uzun zaman boyunca bana aitti. Bu geri adım atışı çok iyi biliyorum. Bir şeylerin kenarında durmak için geriye tam olarak kaç adım atmak gerektiğini biliyorum.
Neye dönüşeceğini bilmiyorum. Kendinden bir parçayı arkanda bırakmadan dünyanın karşısında böyle durmak mümkün değildir. Kaos ve sağduyu iyi geçinemezler. An gelir, seçim yapmak gerekir.