yaşadığım ilk kitaplardandır gerçekten hayatım boyunca hep yanımda taşımak istediğim başım sıkıştığında dönüp altını çizdiklerimi okuyarak bana bir ders niteliğinde olmasını istediğim bşr türden belki ezberlemedim ama her satırını özümsedim gerçekten bu yüzden yazarına çok şey borçluyum. her satırında beni hayrete düşürdüğü, insanı ve insanın yaşadığı çevreyi insana bu kadar mükemmel anlatabildiği için bu kitabı okurken aslında insanların anlaşılmaya ne kadar ihtiyaçları olduğunun da farkına vardım alelade önümüzde öylesine durup keşfedilmeyi bekleyen zaten halihazırda bildiğimiz şeyleri o kadar güzel açıklamış ki, bunun tam anlamıyla bir yetenek olduğunu düşünüyorumm abartıysa abartı abartılmayı hak ediyor bu kitap. okuyalı uzun zaman olsa da hâlâ kötü hissettiğim, anlaşılmak istediğim zamanlarda rasgele sayfalarını çevirir birkaç pasaj okuduğum bşr eser
Hani yeni bir şarkı keşfedince daha sonra hızla soğuyacağımı bildiğim halde defalarca tqdını çıkartarak dinleme gibi bir huyum olduğundan bu kitaba iyi davranmaya çalıştım :) her zaman ve her yerde sınırlar var, çok fazla sınırlar var ve aşabilmemiz için yeterli erişim alanına sahip değiliz malesef
asla anlayamayacağımız bir şey varsa o da insan olmaktır yani bilinç kavramını, öz farkındalığı çözebilmiş değiliz bu sınırlar yüzünden bu zaman içinde yaşayan bizlerin zamandan öncesini, hiçlik noktasını anlamaya çalışması gibi sınırlar var, kaldıramıyorum, çok fazla sınır var düşünce yapımızı belirleyen dil var. çok büyük bir sınır, çok fazla.
duyu organlarımız var ama sınırlı, çok sınırlı.
bunca sınır sinirlerimi bozuyor hani kendimizi tanımaya çalışıyoruz ama halihazırda kendimizken, kendimizi nasıl tanıyabiliriz? önümüzde kendimiz gibi bir engel varken kendimizi nasıl görebiliriz.. ..
elimizdeki veriler hem