"Yaşlılar istasyonun önündeki
uzun banklara, perondaki siyah taşlara
oturmuşlar. Sigara içiyor, kara kara
düşünüyorlar. Bazısı da banklara yaslanmış
uyukluyor, belki de geçmiş günleri, geçmiş
fermanları, geçmiş isyanları, geçmiş katliamları
düşünüyorlar. Belki de hiçbir şey
düşünmüyorlardır, hiçbir şey düşünmek
istemiyorlardır ya da şöyle söyleyelim; belki de
uzun hayatlarını ve bu hayatın kofluğunu, değersizliğini, anlamsızlığını
düşünüyorlardır. Asık suratlı erkekler,
yüzleri kapalı kadınlar, esmer yüzlü
gençler ise vagon kapılarında sıralarını
bekliyorlar. Beyinleri ve bedenleri
yorgun, gözleri ve ruhları bitkin."