Ait olmadığın bir dünyanın gürültüsünden sıyrılıp, içinin sesine kulak vermenin hikayesi. Tüketmenin, koşmanın, sahip olmqnın yüceltilmiş düzenine karşı sessiz bir başkaldırı.
Doğanın kalbinde, insanın en çıplak hâliyle, hiçbir şeye sahip olmadan her şeyle bütünleştiği bir varoluş. Basit yaşamak, yavaşlamak, derinleşmek. Sistemin dışında değil, çok daha içinde bir yaşamın mümkünlüğüyle yüzleşmekti bu.
Çünkü bazen gitmek kaçmak değil kalabilmek için kendini bulmak gerekir.
Ve en gerçek yolculuk, haritalarda değil, insanın kendi içinde başlar.