Onların birbirinden nefret etmesini, korkmasini, kuşku duymasını sağlayabiliyor musunuz? Sizin ürktugunuz şeyin çekirdeği budur işte. Döllenmiş hücredir, zigottur bu. Çünkü artık, ”Toprağımı kaybettim," sözü değişmektedir. Bir hücre bölünmekte, o bölünmeden de sizin korktuğunuz şey doğmakta_dır: ”Toprağımızı kaybettik.” Tehlike buradadır. Çünkü bir arada bulunan iki adam asla tek başına bulunan adam kadar yalnız ve şaşkın olmaz. Derken bu ilk ”biz” sözünden, daha bile tehlikeli bir başka şey doğar: ”Bende biraz yiyecek var”a karşı, ”Bende hiç yok.” Eğer bunun sonucu, ”Bizde biraz yiyecek var,” olursa, hareket başladı demektir. Bir yön kazanmıştır hareket. Artık tek gereken, biraz çarpma işlemidir. Bu toprak, bu traktör bizim oluverir. Bir hendekte yan yana çömelmiş iki adam, bir küçük ateş, tek tencerede kaynayan biraz et, o sessiz, taş gözlü kadınlar, onların ardında da akıllarının anlayamadığı kelimeleri ruhlarıyla dinleyen çocuklar. Gece bastırıyor. Bebek nezle. Dur, şu battaniyeyi vereyim sana. Yündür. Annemin battaniyesiydi... al da bebeğe ört. İşte bombalamak gereken şey budur. İşin başlangıcı burasıdır... ”Ben”den ”Biz”e geçiş.
Eğer herkesin olması gereken şeylerin sahibi olan sizler bunu anlayabilseniz, kendinizi koruyabilirdiniz. Eğer sebepleri sonuç' lardan ayırt edebilseniz, Paine gibi, Marx gibi, Jefferson gibi, Lenin gibi kişilerin sebep değil sonuç olduğunu bilebilseniz, belki kurtulabilirdiniz. Ama bunu bilemezsiniz. Çünkü sahip olma, sizleri ebediyen ”Ben” çerçevesinde dondurmuş, ”Biz” ile olan baglantınızı ilelebet kesmiştir.
Batı eyaletleri değişimin başlangıcından huzursuz. İhtiyaç kavramayı sağlar, kavrama eylemi doğurur. Yarım milyon kişi ülkenin yolları üstünde hareket halinde; bir milyon kişi tedirgin! harekete geçmeye hazır; on milyon kişi ilk