Dolayısıyla, benim bedenim ve geçici vicdanım yıkılabilse bile, benim gerçek benliğimin esasını oluşturan ve kâinat ile özel bir biçimde sahip olduğum bu ilişki, hiçbir zaman yıkılamaz ve yok olamaz. Evet, kâinatla aramdaki bu ilişki hiçbir şekilde zarar görmez. Çünkü bu ilişki gerçek bir vücuda sahiptir. Eğer bu ilişki olmasaydı, ben de kendi hayatımı, ne diğer hayatları, ne de
birbirini izleyen muhtelif vicdanlar silsilesini hissedebilirdim. Öyleyse ortaya çıkışı ve başlangıcı bu âlemde olmayan bu ilişkinin yıkılış ve son buluşuna, bedenin ve geçici vicdanın son bulması delil sayılamaz.
Muhakememizde, pozitif bilimin tecrübi yolunu seçersek,
benim karakterimin esasının annemin kendine özgü karakterinden yansımalar ve bizim üzerimizde işleyen çevre etkenleri olduğunu görürüz. Ancak bu yolda muhakememizi ileri
götürürsek tekrar görürüz ki bu karakterler benim anne-babama dedelerimden, onlara da derece derece geçmiş nesillerden aktarıldığı gibi, bende miras alınmayan özelliklerin etkeni olan çevre şartları da onlardan önce gelen diğer bir takım
etkenlerin sonucudur. Dolayısıyla, benim şimdi üzerimde taşıdığım özelliklerin esası sonu gelmez biçimde birbirini silsileyle izleyen sonsuzdadır. Öyleyse, taşıdığı özelliklerin esası
sonsuzda bulunan bendeki gerçek benlik, zaman ve mekan
içinde oluşan bir şey olarak kabul edilemez.
Evet, aynı olaya yol açan bu iki halin birinden (ölüm) korkup da diğerinden (uyku) korkmamamızın nedeni, yukarda
belirttiğimiz gibi uyuduktan sonra uyanacağımızdan emin olmamız değildir. Bunun nedeni, gerçek benliğin zamanın dışında olup geçici vicdanın atıl kalmasının gerçek hayatın son bulmasına neden olamayacağının insan tarafından bilinmesidir.
Öyleyse bir dönüşümden başka bir şey olmayan ölümden bu kadar korku ve dehşete düşülmesinin nedeni nedir? Tamamen yokluğa düşme düşüncesi mi? Eğer bu ise ölümde böyle bir şey kesinlikle yoktur. Her dönüşüm, kâinat ile özel, yeni bir ilişkinin kurulması demektir. Gerçek hayattaki vicdan, zamanın dışındadır. Zaman dahilinde oluşan bir olay, zamanın dışında olan bir
şeyi nasıl yıkabilir ve ona son verebilir?
Hayat, kâinat ile bir ilişki içinde olmak demektir. Hayatta
rastlanan bütün değişim ve dönüşümler, kişi ile kâinat arasında daha yüksek bir ilişkinin kurulmasından ibarettir. Dolayısıyla, ölüm de kâinat ile daha yeni bir ilişki içine girmek
demektir.