"Herkes ana karakter değil ama başroldür. Herkes, kendi hikayesinin başrolüdür."
Kalem sizin elinizdedir ve cümleler de. Siz hikayenizi nasıl anlatırsanız, insanlar sizi öyle tanıyacaktır.
İnsanların neden cümlelerin altını çizdiklerini anlamazdım, ama ben de hoşuma gittiği için yapardım. Karakterlere bakardım. Karakterlerin hissedeceklerinin altını çizerdim. Daha sonra bana kurguyu hissettireceklerin altını çizerdim.
Sonra bir gün, Eftalya'nın kitabını okuyordum. Beraber okuyorduk. Daha önce okumuştu, altı çizili yerler vardı ama bunu benimle okumayı sorun etmemişti. Okuduk. Benim de sevdiğim bir kitaptı. Birkaç sayfa sonra, diğerlerinin aksine fosforlu kalemle çizilmiş bir cümle geldi.
İlk başta şaşırdım, cümlenin ne kurguyla ne karakterlerle ne de kitaptan herhangi bir şeyle alakası yoktu. Hatta kendimi tutamadım ve "Neden bu cümleyi çizdin ki?" diye de sordum.
Zaten o zaman bilmiyordum. O zaman içten içe beni seçtiğini, beni gözlendiğini de bilmiyordum.
Cevap vermedi. Baktı. Konuşmadı. O an konuşmadı. Bense onun bakışını çok sonraları anladım. Sonra neden çizdiğini de. Sonra insanların kendilerini anlatan cümleleri çizdiklerini anladım. İnsanların kalemleri bu yüzden ellerinde olurmuş okurken.
Eftalya... Bilmesen de ne çok şey öğrettin bana.
"Biraz odasına çekilip kafa dinlemeye ihtiyacı vardı."
Yalnız, neye karar verirse versin, içinde bir şeyin öleceğini hissediyordu. Hangi tarafa giderse gitsin, bir mezara gireceğini hissediyordu; bu bir can çekişmeydi, ya mutluluğun, ya erdemin.
Canavarlar da Hüzünlüdür
Spoiler ve öfke içerir...
Sidra Dekalton... Seni sevmiştim. Sana gerçekten bir umut bağlamıştım.
Ama bir şekilde ya Luxuria ya sen bütün umudumun sevgi perilerimin içinden geçmiştiniz, ikinize de teşekkür ediyorum bağım sadece benim hayal gücünle pekişti.
Bu saatten sonra seni aklayacak birisi kalmadı gözümde. Cidden kalmadı. Ya nasıl ya? Neden? Hani evli mutlu çocuklu olmazdın zaten ama en azından artık yorulmuşsundur, yüzyıllardır biraz olsun bıkmışsındır sanmıştım, yanılmışım. Sen ciddili vampirmişsin. O öldüğünde üzülüp üzülmediğini merak ediyorum şimdi.
Şerefsiz ya. Cidden şerefsiz. Kendimi daha da tutamayacağım. Hep şerefsiz olduğunu biliyordum ama bu kadarı değildi. Bu kadar aşağılık davranacağını düşünmemiştim. Ufacık bir umut bağladım sana tuttun onu da kestin, aferin. Yok bağmış, yok aşkmış, yok sana bunu kim yaptılarmış... Artık bu aptal divane aşkın da kaldıramıyor.
Sanırım, Luxuria cidden haklıymış.
Engel olabilirmiş artık tek savaşmasınmış falan yok bilmem savaşı bırakmışmış çok ordu yönetmişmiş artık yapmayacakmışmış ona çok aşıkmış yok bağlılık yüzüğüymüş güvendeymiş mışmış da mışmış mişmiş de mişmiş inan senin çeyreğin kadar vicdansız olsaydım şimdiye kadar kalbin elimde olurdu it oğlu it.
Delireceğim. Geceki sinir krizini bu yüzden geçirdim. Hayır N. G. Kabal nagicim bunları insanlara yazıyorsun... Luxuria'nın da insan olduğunu hatırlatmak isterim... Hem hem hem Daren hangi bok çukurunda madem bunca şey olacaktı bilmiyor muydu neden en başında izin verdi Daren sen de mi bu kadar kötüsün ya (kime dalaşacağımı şaşırdım) (Daren'in müdahale etmemesini bir şekilde iyiye bağlanacak olarak algılıyorum ama Sidra'ya bu saatten sonra mutlu son yakışmaz geberebilir.)
Nova o ağacı küle dönsün diye ekmedi tamam mı offfffffff gerçekten büyük bir