"Herkes ana karakter değil ama başroldür. Herkes, kendi hikayesinin başrolüdür."
Kalem sizin elinizdedir ve cümleler de. Siz hikayenizi nasıl anlatırsanız, insanlar sizi öyle tanıyacaktır.
"Yıllar sonra bir kadını sevdim, öyle böyle değil ama gerçekten
çok sevdim. O beni hiç sevmedi. Üstünden zaman geçti, başka bir
kadın beni sevdi. Onu da ben sevemedim.
Benim yıllar sonra çok sevdiğim kadın pişman olup bana geri
dönmek istedi, affetmedim. Sonrasında beni seven o kadına ben
pişman olup geri döndüm, o da beni affetmedi."
Yani anlayamıyorum, belki o kız da seni sevmeye çalışmıştı ama olmadı? Nedir yani? O seni sevmediği için, arkadaş olarak gördüğü için mi suçluydu? Yoksa her şeye rağmen başka bir adamı sevdiği için mi? İki durumda da bu, kızın seçimi. Seni hayatında kontrol sahibi yapmayan birini bu şekilde itham etmen, ne bileyim, o ben sizi anlarım rollerine ters geldi.
Sen de o kadın geldiğinde hala yas tutuyordun ve hala seviyprdun belki, seninki de bencillik, aptallık, nankörlük olmadı mı şimdi?
"Sevdiğini söyledikleri insan en çok hangi yemeği sever, ne tür
müzik dinler, ne yer, ne içer, hiçbir şey bilmeden seni seviyorum
ayaklarına bürünen benlikler yüzünden aşk kendini kalkındıramıyor işte günümüzde.
Her ilişkinin sonunda ağızdan çıkan son cümle, “Keşke seni
hiç tanımasaydım.” oluyor."
Yalnız, neye karar verirse versin, içinde bir şeyin öleceğini hissediyordu. Hangi tarafa giderse gitsin, bir mezara gireceğini hissediyordu; bu bir can çekişmeydi, ya mutluluğun, ya erdemin.
"Efsanelerin, yas tutmaya hakkı da vakti de yoktur."
Çünkü ne Nova'nın yası tutuldu, ne Luxuria'nın. Ne Maya'nın, ne Rogers'ın... Gerçekten de, her biri birer efsaneydi Nagi, ve ne yas tutabildi ne yasını...