Sen On Yedi Yaşımsın

7,1/10  (338 Oy) · 
628 okunma  · 
490 beğeni  · 
6.147 gösterim
Seni ''canımın içi'' diye sevecek birini kaybettin.
Şimdi hiçbir can nefes olmayacak sana.
Daha çok sevileceğini umarak gittiğin yerde sıkışırsa kalbin, elini kalbine koy. Çünkü o acı benim.
O sıkışmayla sana, bizi bitirme çabalarını ve
hiçe sayışlarını hatırlatmaya geleceğim.
Biliyor musun sevgilim? Seni sevdim.
Bir insan hayatında ne kadar çok ve ne kadar güzel sevebilirse, o kadar sevdim.
Bu da benim yenik zaferim...

Sen benim ilk çaresizliğim,
sen benim ilk yenilgimsin.
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2017
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9786059609388
  • Yayınevi:
    Olimpos Yayınları
  • Kitabın Türü:
Zehraca 
 30 Eki 04:06 · Kitabı yarım bıraktı · 1/10 puan

EDEBİYATTA GARABETÇİLER AKIMI VOL: 3

Efenim hepimiz tedrisatından geçmek zorunda kaldığımız '' Milli Yontma ve Tek tipleştirme Bakanlığı '' nın lisede bize ezberlettiği bilgi sayesinde Beş Hececiler, Yedi Meşaleciler ve Garipçiler gibi akımları biliriz. Bu ezberden esinlenerek isimlendirmesini yaptığım edebiyattaki bu tatsız, tuzsuz, ağdalı dilli yeni akıma '' EDEBİYATTA GARABETÇİLER AKIMI '' adını veriyorum. Varsa aramızda bir gönüllü, bu nurtopu! gibi akımımızın kulağına ezan ile beraber adını okuyuversin bir zahmet.

Geçen hafta ergenliğini henüz atlatamamış kardeşimin hormonlarına yenilip, bir de çok satanlar rafında bulunmasına kanarak bu kitabı eve getirmesine borçluyum bu incelememi. Şu kadarını söyleyeyim; bu kitaba para vereceğinize, o parayı sokakta gezen sahtekar olduğunu bildiğiniz bir dilenciye bile verseniz daha az günaha girmiş olursunuz kanımca. Zira bunun kadar boş ve anlamsız bir şeyi edebiyat diye piyasaya sürmenin vebali ile çok az günah yarışır kanaatindeyim. Düşünsenize bir ağaç olduğunuzu. Nazım'ın da dediği gibi '' Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine '' deki yaşama sahipsiniz. Hayatın, canlılığın devamının en büyük sigortasısınız. Sonra bir gün gelip sizi kesiyorlar ve hamurunuzdan yaptıkları kağıtlara bu tür garabetler yazıyorlar. Yemin ederim o ağacın dram filmi çekilse imdb'nin ilk 10 puanını alır. Tüm zamanların en iyi dram filmi olur, oscarları tek tek değil kilo ile alır. Zira insanlık tarihinde filmi çekilecek böyle trajedilere çok nadiren rastlanır.

Aslında ülkede yeterince sanat eleştirmeni olmamasının bir sonucu bunlar. Diyeceksiniz ki ülkede var olan hangi şeyi mahkeme korkusu olmadan, ifade özgürlüğü ile eleştirebiliyoruz ki bunu da eleştirebilelim! Haklısınız. Zaten amaç da bu. Eleştirel düşüncenin olmadığı yerde tek tipleşme bir karakter halini alır. Ne dedik adı eğitim bakanlığı olan ama işi tek tipleştirmek olan bakanlığın adına:'' Milli Yontma ve Tek tipleştirme Bakanlığı! '' Ha bana sorarsanız bırakın sanat eleştirmenini ülkede sanat ve hatta kültür bile yok. Çünkü ülkecek bunlar bizim önceliğimiz değil. Biz zannediyoruz ki sanat; o tapınırcasına peşinden koştuğumuz temel ihtiyaçlarımızı! ele geçirdikten sonra uğraşacağımız bir şey. Halbuki olay aslında bunun tam tersi. Gerçek sanata, edebiyata, müziğe, ahlaka, resme, şiire yeterli ilgiyi ve desteği vermeyişimizden kaynaklı bütün yoksulluğumuz. Gerçek sorunu tespit edip bunu çözemediğimizden sebep de yıllardan beri hep aynı sorunların içinde debelenip duruyoruz. Her konuda güdük kalmış şark trajedisi tandanslı iç güdülerimiz edebiyatımızı da es geçmiyor maalesef... Ne kadar duygusallık, ağdalı dil, ağlak ifadeler o kadar beğeni, ne kadar beğeni o kadar baskı potansiyeli zihniyeti ile piyasaya sürülmüş kitapların edebiyatta, dolayısıyla günlük dilimizde, oradan da toplumsal karakterimizde açtığı gedikleri şimdi başlayıp tamir edelim desek, herhalde yaraları sarmamız en az iki üç neslimizi alır. Ülkede her kademede mevcut olan erk sorunu maalesef edebiyatımızda da var. Çoğu kitapçı da bu kodamanların istediği alandan dışarı çıkamadığı için bu tamir işini daha uzun yıllar da yapamayacağız gibi...

Yeni evli facebook duvarlarında " Sen kapanmayan yaramdın. Ve ben bu yaraya ilaç niyetine seni yazdım." ayarında kitap yazmak hiçbirimizin aklına gelmemişti doğrusu! Dahice! ( Bu alıntının bu kitaptan olmadığını belirteyim. Her evlenenin duvarında 1234789 defa görmekten bıktığım için özellikle bunu yazmak istedim. Ama yine aynı yazara ait başka bir kitaptanmış öğrendiğime göre ) Diyeceğim ki kendisi Hüsnü'nün Hüsniye'ye yazdığı mikemmel şiirden feyz alıp bunu yazmış ama Kemal Sunal hayranlığı bir insana bu derece korkunç bir şey yaptırmaz diye düşünüyorum. Merak edenler için söz konusu şiir:

" Suya attım bir taş
Çıkardı bir ses faş faş
Birisi kafama vurunca
Gözümden geliyor yaş

Hüsniye Hüsniye
Beni döndürdün deliye
İstersen sor beni Veliye
Diyecek ki Hüsnü 12'de binecek gemiye"

Bu karşılaştırmayı yapmak istemezdim. Kemal Sunal'a çok ayıp ettim. Şuan bu cümlelerimi bir yerlerden okuyorsan şayet affet abim. Biliyorum ki sen, bu samimi ve zorlama olmayan şiirinle bu garabetlerin yanında bir Özdemir Asaf, Ümit Yaşar Oğuzcan, Turgut Uyar, Mehmet Akif, hatta ve hatta iki gözümün çiçeği Ahmed Arif gibi kalıyorsun. Ama kıyas için bir unsur gerekiyordu. Filmi de sıcağı sıcağına izlemişken iliştiriverdim incelemeye. Tekrar tekrar af diliyorum senden :)


Sosyal Medya çöplüğü yüzünden her gün bir yenisi çıkan bu ve ekürisi olan diğer garabet akımı ürünlerinden bıktım. Her gün profillerinde bu kezbanca sözleri; kocişkoları, kankitişkoları, yavrutişkolorı, kaynanatişkolarının fotoğrafı ve 4789 tane etiket ile 334775 kere paylaşan ve insanda böğrüne pıçak saplama isteği uyandıran, edebiyat, şiir ve okumaya dair bilgileri "facebook zaman tüneli kapağı ve instagram etiketi "nden öteye geçememiş insanlardan da bıktım. Sizin yüzünüzden dert sahibi oldum. Sabahın sekizinde işe gideceğim ama bu saat olmuş şu içimdekileri yeterince dökemedim hissi yüzünden hala uyuyamadım zalımlar. Sadece bu günahınızın vebalinin altından bile kalkamazsınız, bak lütfen bırakın bu işleri. Yurdum insanının temel sorunlarından biri de bu; neyi seviyorsa o konuda yetenekli olduğuna inanma sendromu! Bakın bu hayatta yazmak kadar çok az şey beni mutlu edebilir. Ama o yeteneğe ve olgunluğa sahip olmadığımı düşünmemden uzak duruyorum. Ne demiş bilge: '' İnsan yazmayı seçmez, yazmak insanı seçer. '' Film izlemeyi seviyorsunuz diye başımıza yönetmen kesilip Özcan Deniz olmaya çalışmayın. Şiir seviyorsunuz diye '' sevmek sevmekse eğer, sevmek sevmemektir '' ayarında osur osur ipe diz ayarında cümlelerle başımıza - şair demeye dilim varmıyor - Ahmet Batman kesilmeyin. Bayık bayık, efil efil sir ağda kokmuş cümlelerle Miraç Çağrı olmayıverin. Bırakınız bizden eksik kalsın o muhteşem ötesi sanat anlayışınız!

Bu ülkede her şey ama her şey olabilirsiniz ama asla rezil olmazsınızın bir başka açıdan ispatını görmek isteyenler hariç hiçbir annenin evladına tavsiye etmem. Ne kitabı ne de yazarını.

Let the linç begin :/

Sinan yaprak 
20 Mar 05:48 · Kitabı okudu · 6 günde · 1/10 puan

Malasef ki bende bu kitabı okudum l. İnancınız olsun şuan bu kitabı iyi anlatmak iyi bir kitap olduğunu soyleyebilmeyi çok ama çok isterdim. Çünkü o kadar internet sitesi ve facete paylaşılan bir kitabı insan ister istemez merak eder ve büyük beklentilerle okur. Ben şahsen bu kitabı sadece bir liselinin günlüğüne benzettim. içinde edebiyat diye hiç bir şey yoktu, bir kaç tane özlü söz vardı ki bunların çoğunu daha önce duymuştum ve sözlerin kime ait olduğunu bile biliyordum. Yani anlayacağınız kadarıyla 5 günume yazık oldu. Keşke hiç almasıydım hiç okumasaydım.

Sen On Yedi Yaşımsın benzeri kitaplar

kübra aslan 
 05 May 20:15 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 1/10 puan

Bu kitaba yorumumu aylar öncesinden yapmıştım. Fikrimde değişme yok. Yorumları gördükçe kesinlikle okuyun, harika gibi şeyleri görünce şaşırıyorum. Ben mi anlamadım acaba diye kendimi sorgulama ihtiyacı duyuyorum. Çok basit ve sığ gelmişti.
Not: (17 yaşında ne yaptın diye sorsalar sınava çalışıyordum derim şimdiden cevap vermiş olayım. )

Hayatının 22 sinde olan bir yazar. 17 yaşındaki bir kıza aşık oluşunu, onu her şeyden çok sevişini, acılarına merhem olmasını isteyen işini, güzel ve samimi bir üslupla anlatıyor.
Başından geçen aşk hikayesini kısa ve sürükleyici bir biçimde anlatmış.İleride adından söz ettiren yazarlar kategorisine gireceğe benziyor.Normalde aşk hikayelerini aşırı derece sevmem çünkü günah gırtlağı aşarcasına.Günah kokan kitapları okuyan geçler ya da yetişkinler fark etmez,böyle olmanın anormal bişey olmadığını hatta gerçek aşka böyle ulaşılabileciğini sanan zavallılar türüyor.Hatta bazı yazarlar Allah aşkı için söylenmiş sözleri alıp,romanını daha cazip hale getirmek için satır aralarına sokuşturuyorlar.Sonra da Milli şairimiz Akif'in dediği gibi "Zavvallı dini onunla çevirdin maskaraya" oluyor.Ben görücü usulü ile değil,konuşarak evlenme taraftarıyım fakat bu çok sıkı kurallar çerçevesinde edep ve haya dairesinden çıkmamak koşuluyla gerçekleşmelidir.Aksine bu romanda yazar edepli bir kişiliği olduğunu ve öyle olunması gerektiğini;öyle olunduğu takdirde aşkın da muhabbetin de huzurun da... geleceğini anlatmış.Evlenmeden önce okunmalı...ان

Kitabı yarım bıraktığım için çok üzgünüm. Gerçekten bitirmek için elimden gelenin fazlasını yaptım ama olmadı. Bir türlü sonunu getiremedim. Çok merak ederek aldığım bir kitaptı. Yolun en başından beri takip ettiğim bir kitaptı. Basıldığını öğrenince çok mutlu olmuştum ama boşunaymış. Bir kitap ne kadar sıkıcı olabilecekse o kadar sıkıcı olmuş. Yazar 17 yaş aşkını ele almak istemiş ama yapamamış. 17 yaş aşkı bu değil. Yani bu şekilde anlatılmamalıydı. En güzel ve en acı aşk 17 yaş aşkı derler. Bence de öyle. Ama yazar bunu anlatamamış. Konunun sadece acı tarafını ele almış. Birde bu aşkın güzel çok güzel yanları var. Acıdan çok güzel yanlarına değinmeyi deneseymiş keşke.

Melek Nur 
17 Eki 14:42 · Kitabı okudu · 17 günde · Puan vermedi

" Miraç Çağrı Aktaş ilk kitabını okudum. Çok beğendim. Yazar kendi hayatını sevdiği kadını kalemiyle döktürmüş. Eline kalemine sağlık. Diyorum. Hiç bir zaman pes etmeyerek Zümray'ı sevmekten vazgeçmeyen Miraç bir sonda yorulur. Kalpten yorulur, Vicdanen dinlenir. Kitap okunmaya değer duygusal bir insan olduğum için ağlamadım diyemem. Kısacası kitabı okurken sıkılmazsınız ben her sayfasını okurken iyi ki bu değerli yazarla tanışmışım. Bu kitabı okumakla çok iyi etmişim. Tavsiye ediyorum. Açıp okuyun. Keyifli okumalar."

fulya saygun 
08 Nis 22:39 · Kitabı okudu · 3/10 puan

Güncel edebiyattan çoğu zaman kaçınmamın sebebi tam da budur.
Evet bir kitap,evet konusu var,tiplemeleri mevcut ama bir kitaptan ne bekleriz,bize sunmak istediği nedir,bizim kendimizde buldurmak istediği veya -isteyerek ya da istemeden- farkında olamadığımız neleri keşfettirdiği..bütün bunlar nelerdir?
Benim için bir kitaptan çok daha fazlasını bekleyenler adına hayal kırıklığından öteye bir adım atamaz bu kitap.
Özgünlükten de bayağı bir uzak buldum açıkçası hep bir şekilde kulaktan dolma kafiyeler,sözler üzücü yani böyle olması gerçekten.
Amacım yermek değil aksine üzüntümü dile getirmek,sonuçta edebi bir eser ortaya koymak ise amaçlanan -gerçekten ticari bir kaygı olmadan- kişi edebiyatın doyuruculuğuna inanarak yazmıyorsa bu ülkemiz için de benim için de üzücü ve hayal kırıklığı yaratan bir durumdur diye düşünüyorum.

Derya Tok 
12 Nis 20:41 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Herkesin bir on yedi yaşı olmuştur.Bunu yaşla sınırlandırmak doğru degil ama herkesin bir ilki olmustur kimisi sonsuzluk vaadeden kimisi ise hiç karşılık bulamayan ,verdiği değeri alamayan.Bu kitapta çok guzel sevmesine ragmen karşılık bulamayanların kitabıydı.Benim için güzel bir anısı oldu bende.Iyi okumalar

Mavi Mavera 
 10 May 14:36 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Gittiği yere kadar değil , gücünün yettiği yere kadar sevmeli insan"

Aşk ve diğer heyecanIar yaşam devam ettiği sürece bitmiyor eIbette. Ama insanın kaIbi bir daha 17 yaşında ki gibi çarpmıyor. Hiçbir göz rengi 17 yaştaki gibi zihninizde Ieke bırakmıyor. Hiç bir eI 17 yaştaki gibi terIemiyor. Hiç bir şarkı 17 yaştaki gibi sadece sizin oImuyor. 17yaşını geçmiş herkes biIiyor ki, insan bir daha 17 oImuyor.

Eren Baykar 
23 Eyl 00:26 · Kitabı okumadı · 1/10 puan

Yeni neslin yeni zararlı alışkanlıkları bu ve bu gibi kitaplar işte.. Oğuz Atay, Sabahattin Ali, Reşat Nuri Güntekin gibi kişilerden nerelere geldik.. Sonra "türkiye cahil türkiye kitap okumuyor" oluyor.. Yazık milletime. Şu kitabın para ettiği yerde Oğuz Atay'ın satılmaması lazım, ona ayıp..

Kitaptan 215 Alıntı

mert güler 
16 Mar 11:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kırdığının farkında olmayan insanlara iki çift lafım var; gün gelecek sizde kırılacaksınız. Hem de tam bizi kırdığınız yerden...

Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş (Sayfa 69)Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş (Sayfa 69)
mert güler 
16 Mar 10:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Alıştım kelimesinin altında yatan enkazları yalnızca yaşadığı onca acıyı sadece kuru bir "Alıştım" a sığdıranlar görebilir.

Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş (Sayfa 147)Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş (Sayfa 147)
mert güler 
16 Mar 10:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bazen sevgine ve verdiğin değere acırsın,insanın canını da en çok bu acıtır.

Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş (Sayfa 97)Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş (Sayfa 97)

Kitap okumayı sevmeyen bir insanın seveceğine katiyen inanmıyorum zaten.
Çünkü içinde duygu olan bir seyleri sevmeyen biri , insanıda düzgün bir sekilde sevmez

Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı AktaşSen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş
Merve Ayhan 
19 Haz 01:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yeri asla dolmayacak bazı boşluklar vardır hayatta. İşte sen o boşluksun baba.

Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı AktaşSen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş

En güzel hislerimizle sevdiğimiz insanlar tarafından hissizleştirildik.Ve en kötüsü de sevdiğimize, seveceğimize pişman ettirildik.

Sen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı AktaşSen On Yedi Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş
22 /