Geri Bildirim

Sen On Yedi YaşımsınMiraç Çağrı Aktaş

·
Okunma
·
Beğeni
·
15.251
Gösterim
Adı:
Sen On Yedi Yaşımsın
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9786059609388
Kitabın türü:
Yayınevi:
Olimpos Yayınları
Seni ''canımın içi'' diye sevecek birini kaybettin.
Şimdi hiçbir can nefes olmayacak sana.
Daha çok sevileceğini umarak gittiğin yerde sıkışırsa kalbin, elini kalbine koy. Çünkü o acı benim.
O sıkışmayla sana, bizi bitirme çabalarını ve
hiçe sayışlarını hatırlatmaya geleceğim.
Biliyor musun sevgilim? Seni sevdim.
Bir insan hayatında ne kadar çok ve ne kadar güzel sevebilirse, o kadar sevdim.
Bu da benim yenik zaferim...

Sen benim ilk çaresizliğim,
sen benim ilk yenilgimsin.
EDEBİYATTA GARABETÇİLER AKIMI VOL: 3

Efenim hepimiz tedrisatından geçmek zorunda kaldığımız '' Milli Yontma ve Tek tipleştirme Bakanlığı '' nın lisede bize ezberlettiği bilgi sayesinde Beş Hececiler, Yedi Meşaleciler ve Garipçiler gibi akımları biliriz. Bu ezberden esinlenerek isimlendirmesini yaptığım edebiyattaki bu tatsız, tuzsuz, ağdalı dilli yeni akıma '' EDEBİYATTA GARABETÇİLER AKIMI '' adını veriyorum. Varsa aramızda bir gönüllü, bu nurtopu! gibi akımımızın kulağına ezan ile beraber adını okuyuversin bir zahmet.

Geçen hafta ergenliğini henüz atlatamamış kardeşimin hormonlarına yenilip, bir de çok satanlar rafında bulunmasına kanarak bu kitabı eve getirmesine borçluyum bu incelememi. Şu kadarını söyleyeyim; bu kitaba para vereceğinize, o parayı sokakta gezen sahtekar olduğunu bildiğiniz bir dilenciye bile verseniz daha az günaha girmiş olursunuz kanımca. Zira bunun kadar boş ve anlamsız bir şeyi edebiyat diye piyasaya sürmenin vebali ile çok az günah yarışır kanaatindeyim. Düşünsenize bir ağaç olduğunuzu. Nazım'ın da dediği gibi '' Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine '' deki yaşama sahipsiniz. Hayatın, canlılığın devamının en büyük sigortasısınız. Sonra bir gün gelip sizi kesiyorlar ve hamurunuzdan yaptıkları kağıtlara bu tür garabetler yazıyorlar. O ağacın dram filmi çekilse imdb'nin ilk 10 puanını alır herhalde. Tüm zamanların en iyi dram filmlerinden biri olur, oscarları tek tek değil kilo ile alır.

Aslında ülkede yeterince sanat eleştirmeni olmamasının bir sonucu bunlar. Diyeceksiniz ki ülkede var olan hangi şeyi mahkeme korkusu olmadan, ifade özgürlüğü ile eleştirebiliyoruz ki bunu da eleştirebilelim! Haklısınız. Zaten amaç da bu. Eleştirel düşüncenin olmadığı yerde tek tipleşme bir karakter halini alır. Ne dedik adı eğitim bakanlığı olan ama işi tek tipleştirmek olan bakanlığın adına:'' Milli Yontma ve Tek tipleştirme Bakanlığı! '' Ha bana sorarsanız bırakın sanat eleştirmenini ülkede sanat ve hatta kültür bile yok. Çünkü ülkecek bunlar bizim önceliğimiz değil. Biz zannediyoruz ki sanat; o tapınırcasına peşinden koştuğumuz temel ihtiyaçlarımızı! ele geçirdikten sonra uğraşacağımız bir şey. Halbuki olay aslında bunun tam tersi. Gerçek sanata, edebiyata, müziğe, ahlaka, resme, şiire yeterli ilgiyi ve desteği vermeyişimizden kaynaklı bütün yoksulluğumuz. Gerçek sorunu tespit edip bunu çözemediğimizden sebep de yıllardan beri hep aynı sorunların içinde debelenip duruyoruz. Her konuda güdük kalmış şark trajedisi tandanslı iç güdülerimiz edebiyatımızı da es geçmiyor maalesef... Ne kadar duygusallık, ağdalı dil, ağlak ifadeler o kadar beğeni, ne kadar beğeni o kadar baskı potansiyeli zihniyeti ile piyasaya sürülmüş kitapların edebiyatta, dolayısıyla günlük dilimizde, oradan da toplumsal karakterimizde açtığı gedikleri şimdi başlayıp tamir edelim desek, herhalde yaraları sarmamız en az iki üç neslimizi alır. Ülkede her kademede mevcut olan erk sorunu maalesef edebiyatımızda da var. Çoğu kitapçı da bu kodamanların istediği alandan dışarı çıkamadığı için bu tamir işini daha uzun yıllar da yapamayacağız gibi...

Yeni evli facebook duvarlarında " Sen kapanmayan yaramdın. Ve ben bu yaraya ilaç niyetine seni yazdım." ayarında kitap yazmak hiçbirimizin aklına gelmemişti doğrusu! Dahice! ( Bu alıntının bu kitaptan olmadığını belirteyim. Her evlenenin duvarında 1234789 defa görmekten bıktığım için özellikle bunu yazmak istedim. Ama yine aynı yazara ait başka bir kitaptanmış öğrendiğime göre ) Diyeceğim ki kendisi Hüsnü'nün Hüsniye'ye yazdığı mikemmel şiirden feyz alıp bunu yazmış ama Kemal Sunal hayranlığı bir insana bu derece korkunç bir şey yaptırmaz diye düşünüyorum. Merak edenler için söz konusu şiir:

" Suya attım bir taş
Çıkardı bir ses faş faş
Birisi kafama vurunca
Gözümden geliyor yaş

Hüsniye Hüsniye
Beni döndürdün deliye
İstersen sor beni Veliye
Diyecek ki Hüsnü 12'de binecek gemiye"

Bu karşılaştırmayı yapmak istemezdim. Kemal Sunal'a çok ayıp ettim. Şuan bu cümlelerimi bir yerlerden okuyorsan şayet affet abim. Biliyorum ki sen, bu samimi ve zorlama olmayan şiirinle bu garabetlerin yanında bir Özdemir Asaf, Ümit Yaşar Oğuzcan, Turgut Uyar, Mehmet Akif, hatta ve hatta iki gözümün çiçeği Ahmed Arif gibi kalıyorsun. Ama kıyas için bir unsur gerekiyordu. Filmi de sıcağı sıcağına izlemişken iliştiriverdim incelemeye. Tekrar tekrar af diliyorum senden :)


Sosyal Medya çöplüğü yüzünden her gün bir yenisi çıkan bu ve ekürisi olan diğer garabet akımı ürünlerinden bıktım. Her gün profillerinde bu kezbanca sözleri; kocişkoları, kankitişkoları, yavrutişkolorı, kaynanatişkolarının fotoğrafı ve 4789 tane etiket ile 334775 kere paylaşan ve insanda böğrüne pıçak saplama isteği uyandıran, edebiyat, şiir ve okumaya dair bilgileri "facebook zaman tüneli kapağı ve instagram etiketi "nden öteye geçememiş insanlardan da bıktım. Sizin yüzünüzden dert sahibi oldum. Sabahın sekizinde işe gideceğim ama bu saat olmuş şu içimdekileri yeterince dökemedim hissi yüzünden hala uyuyamadım zalımlar. Sadece bu günahınızın vebalinin altından bile kalkamazsınız, bak lütfen bırakın bu işleri. Yurdum insanının temel sorunlarından biri de bu; neyi seviyorsa o konuda yetenekli olduğuna inanma sendromu! Bakın bu hayatta yazmak kadar çok az şey beni mutlu edebilir. Ama o yeteneğe ve olgunluğa sahip olmadığımı düşünmemden uzak duruyorum. Ne demiş bilge: '' İnsan yazmayı seçmez, yazmak insanı seçer. '' Film izlemeyi seviyorsunuz diye başımıza yönetmen kesilip Özcan Deniz olmaya çalışmayın. Şiir seviyorsunuz diye '' sevmek sevmekse eğer, sevmek sevmemektir '' ayarında osur osur ipe diz ayarında cümlelerle başımıza - şair demeye dilim varmıyor - Ahmet Batman kesilmeyin. Bayık bayık, efil efil sir ağda kokmuş cümlelerle Miraç Çağrı olmayıverin. Bırakınız bizden eksik kalsın o muhteşem ötesi sanat anlayışınız!

Bu ülkede her şey ama her şey olabilirsiniz ama asla rezil olmazsınızın bir başka açıdan ispatını görmek isteyenler hariç hiçbir annenin evladına tavsiye etmem. Ne kitabı ne de yazarını.

Let the linç begin :/
Çarşamba aksamları sen anlat karadeniz yerine börüyü izleyen ve arkadan tekrar tekrarını izleyen bir insan ve bağğğyan olarak bu kitabın hedef kitlesi ben değilim. Zaten kendisini tost ekmeği almak için girdiğim marketten para üstüyle aldım. O yüzden de aldığıma değil okuduğuma pişmanım. Başima bir iş gelmeyecekse ben kitabi beğenmedim. Junior boy Ahmet Batman okuyomuşum gibi geldi....

Türkiye'nin madenlerini ezberlerken canımın sıkıntısına ara vermek için başladım. Madenleri ezberlemeye çalışmak vallahi daha eğlenceli.
Kitabın başında yazar kendisini "kadınları anlayan adam" diye övüyor. Arkadaşları öyle diyomuş. Ben 27 yildir bir kadinla kendimle birlikte yaşiyorum ben bile benim ne istediğimi çözemedim de sen nereden kadınları anlayacan da bununla övünücen..

Şu 17 yaşinda ( kiz 17 yasinda) hem okula giden hem hastanede staj yapan hemde kozmetik magazasinda çalisan kiz ile ilgili olan bölüm çok kötüydü... bi kere 17 yasında biri senin sevdigin kadin olamaz 18ine kadar herkes çocuktur nokta...
Akabinde bu kiza üvey babasi tecavüz ediyor, annesi kanser bunu ögrenince hastaligi ilerliyor ölüyoda dedesiyle bu kiz malatyaya gidiyo oraya yerleşiyo da aman goy goy kurgusu işte... bi de öyku arasinda sevdigi kizin bi arkadasini kurgulamiş bu kizda bunun okuruymuş çok seviyomuş kitaplarini falan övmüş işte kendini

Ben babasiz büyudum, cok acilar cektim bana bunu bunu bunu yaptilar.. gibi direkt sersenişleri sevmiyorum ben bu yasadiklarini direkt anlatmak yerine kurgularsan ve bunu başarabilirsen yapitina hem kendinden bi şeyler eklersin hem de işte o zaman bir yazar olma yoluna girebilirsin. Böyle çocukluk travmalarini çok aci çektim diye dümdüz anlatirsan ben sıkılırım benim derdim bana yetiyo senin derdinden bana ne okurum ben psikolog değil...
Bu lisede bi kizi sevmiş, sonra onu düşünmekten sinifta kalmiş değmezmiş filan. Ee kalmayaydin. Diyemiyorum 17 yaş çok sıkıntili bi evre şimdi size bi şey anlatcam ve birlikte gülecez ok?
Kitapta duygularimizla ve kalbimizle hareket etmemiz gerektiğinin önemi vurgulanmış. Ben bunu ne zaman yapmaktan vazgeçtim tam 17 yaşinda...
Kitabi okumadan önce aklima bile gelmeyen bi sevgilim vardi. Lise 2nin sonunda taniştik. Benden 1 yas buyuktu. Farkli okullardaydik, onun staji vardi. Ben lise 4de iken( liseyi 4 yil okuyan ilk kurbanlardanim) o staj yaptigi yerde çalismaya basladi, aileler tanişmiş lise bitince herkes bize evlenir gözüyle bakiyo. Bana dedi ki sila bu sene tercih yapma seneye birlikte hazirlanalim ve ayni yere gidelim. Ben hayatimda ilk kez kalbimi dinledim. Dersaneye gidiyodum onca para vermiştik falan neyse ben o sene. İşi goygoya aldim .. sene sonu cuma gunu mudanyada kep atma törenim var günlerden sali ben altinoluk akçaya bir düğune katilmak için gittim, salona gitmek için hazirlaniyoruz telefonuma en yakin arkadaşim pelinden mesaj geldi sila iste x ile y yi ikidir sahilde yanyana görüyorum dikkat et diye. Ben mali da x sevgilim y 12 yillik arkadasim tehlike görmüyorum dedim. Çarşamba mudanyaya döndüm perşembe x beni artik sevmediğini söyleyip terketti. Cuma günü 12 yillik arkadaşım y ile kep atma törenime el ele geldiler. Tabi kizinda kep atma þoreni benimkiyle ayni oluyo maalesef Tabi beynimden kurşun yemişe döndüm.. o gece ve ardindan gelen 2 aksam bağira çağira agladim. Duvarlari tekmeleye tekmeleye ama aldatildigima değil, onunla üniye hazirlanalim diye 1 yil hayatimdan çalmama sınirlendim. Yani kendi malligima sinirlendim. Çok sinirlendim ama.
3 gün ağladim 4. Gün altinoluga gittim. Sinava girdim son çirpinişlarim bi işe yaramadi. İstediğim yeri kazanamadim.

Sonrada bi karar verdiysem hep ölçüp biçtim. İlk baş girecegim yolun çikişini hesaplarim. En yakinimda bulundurdugum düşmanlarimin! Yanina gercek askim oldugunu sandigim! Insanlari sokmadim! Bu da baştan alinmiş bi önlem.


Bunun ardindan o yaz x ile y ayrildi ve y başka bir kizla sevgili oldu gitti onunla denizlide 2 yillik kiytirik bi bölüm okudu. Ondanda ayrildi. Tabi ben o yil üniye gidemeyince çevremde salak üniyi kazanamadi diye adimi da çikartmiş oldum.

Çok güzel oldu. 12 yillik arkadaşim y üni okumadi ve yapabilecek tek potansiyeli olan şeyi yapti başkasiyla evlendi ve çocuğu oldu. Bay x ki adina bin lanet orada burada sürünüyodu en son şu an napiyo bilmiyorum. Ama x ve y çok teşekkür ederim sayenizde çok güzel bi üniversite bitirdim ve muazzam bir konumdayim. Kudurun... akabinde yani oğlummm miraççç sen neyin ne acisindan ne aşk acindan ne güveninden ve fedakarlığindan bahsediyosun. Hadi senin lisede sevdiğin kizi düşünmekten sinifta kalman bi çilginlik benim yediğim bu halt düpedüz manyaklik. İykide zamaninda bunu yasamişim evet ilişkim yaşasaydi su an 10 yaşinda olacakti muhtemelen o zerzavatla evlenip işsiz güçsüz iki cocukla ortada kalmaktansa tam yeri ve zamaninda o ikisi öyle bi kazik atip şerden hayir yarattilarki....
Aman bu da öyle bi animdi. Bu kitap aklima onu getirtti....
Ben öyle aşk acisindan yataklara düsen salya sümük aglayan erkek profili sevmiyorum o yüzden bu kitaptaki denemeler beni etkilemedi. Yani o anlattiklarin bana koymuyo canim antrenanliyim ben....
Bu küçuk ahmet batmanin verdiği şunu şöyle bunu böyle yap öğutlerini ciddiye alamam 22 yasinda hayat tecrubesinin az oldugunu düşündüğum birini dinleyemem 12 yaşinda olsam olurdu.


En komiği de insanin hayatinda bi kere aşik olduğuyyymuş... geçccccc buuunnnlariiiiiiiiii =)))

Bide kitabin sonunda şey yazmış.
İşte insan hayatinda bi kez aşik olurmuş
Miraç çagri aktaş okuyan biri asla korkak olamaz. Biz superiz falan gibilerinden. Bence stephen king ve jennifer mcmahon okuyabilenler korkak değildir. Sen kim onlar kim..

Birakin su ben seni sevdim uğrunda her seyi verdim sen beni neden sevmedin ayaklarını sen elma seviyosun diye elma da seni sevmek zorunda değil.


Aldatilmakta bi aci çekme sebebi değil olur yani bu tarz olaylar dünyanin sonu değill..

Benzer kitaplar

Malasef ki bende bu kitabı okudum l. İnancınız olsun şuan bu kitabı iyi anlatmak iyi bir kitap olduğunu soyleyebilmeyi çok ama çok isterdim. Çünkü o kadar internet sitesi ve facete paylaşılan bir kitabı insan ister istemez merak eder ve büyük beklentilerle okur. Ben şahsen bu kitabı sadece bir liselinin günlüğüne benzettim. içinde edebiyat diye hiç bir şey yoktu, bir kaç tane özlü söz vardı ki bunların çoğunu daha önce duymuştum ve sözlerin kime ait olduğunu bile biliyordum. Yani anlayacağınız kadarıyla 5 günume yazık oldu. Keşke hiç almasıydım hiç okumasaydım.
Bu kitaba yorumumu aylar öncesinden yapmıştım. Fikrimde değişme yok. Yorumları gördükçe kesinlikle okuyun, harika gibi şeyleri görünce şaşırıyorum. Ben mi anlamadım acaba diye kendimi sorgulama ihtiyacı duyuyorum. Çok basit ve sığ gelmişti.
Not: (17 yaşında ne yaptın diye sorsalar sınava çalışıyordum derim şimdiden cevap vermiş olayım. )
Üstad Necip Fazıl'ın, Cahit Zarifoğlu'nun, Sabahattin Ali'nin, Sezai Karakoç'un ve bunlar kadar değerli yazarların kitapları duruken, bu ve bunun gibi gerek kültür açısından, gerek bilgi açısından kişiye hiçbir faydası dokunmayan bir kitap ile gençlerin kitap okuma alışkanlığı kazanmaya başlaması yada alışkanlık edinmeye çalışmaları, temeli sağlam olmayan okuyucular yetiştiriyor. Katlar çıkılmadan yıkılıyor. Daha böyle kitap diye basılacak olan kaç kitap var.?
Hayatının 22 sinde olan bir yazar. 17 yaşındaki bir kıza aşık oluşunu, onu her şeyden çok sevişini, acılarına merhem olmasını isteyen işini, güzel ve samimi bir üslupla anlatıyor.
Başından geçen aşk hikayesini kısa ve sürükleyici bir biçimde anlatmış.İleride adından söz ettiren yazarlar kategorisine gireceğe benziyor.Normalde aşk hikayelerini aşırı derece sevmem çünkü günah gırtlağı aşarcasına.Günah kokan kitapları okuyan geçler ya da yetişkinler fark etmez,böyle olmanın anormal bişey olmadığını hatta gerçek aşka böyle ulaşılabileciğini sanan zavallılar türüyor.Hatta bazı yazarlar Allah aşkı için söylenmiş sözleri alıp,romanını daha cazip hale getirmek için satır aralarına sokuşturuyorlar.Sonra da Milli şairimiz Akif'in dediği gibi "Zavvallı dini onunla çevirdin maskaraya" oluyor.Ben görücü usulü ile değil,konuşarak evlenme taraftarıyım fakat bu çok sıkı kurallar çerçevesinde edep ve haya dairesinden çıkmamak koşuluyla gerçekleşmelidir.Aksine bu romanda yazar edepli bir kişiliği olduğunu ve öyle olunması gerektiğini;öyle olunduğu takdirde aşkın da muhabbetin de huzurun da... geleceğini anlatmış.Evlenmeden önce okunmalı...ان
Bu kitap ile ilgili bir şey yazasım yok aslında. Ortada bir emek var fakat Kendi adıma bir vakit kaybı olarak nitelendiriliyorum bu kitabı. Bu kitapta okuduğum sözleri hikayeleri ben hep diğer sosyal medyalarda da okuyordum zaten tüm hepsinin bir derlemesi olmuş sadece. Bu kitabı sevenler olabilir ama benim tarzıma pek uymuyor bu tür ‘kitaplar’. Wattpad’te okuduğum anonim kitaplardan bir farkı yoktu benim gözümde. Okuyup beğenenler de olabilir tabiki.
Güncel edebiyattan çoğu zaman kaçınmamın sebebi tam da budur.
Evet bir kitap,evet konusu var,tiplemeleri mevcut ama bir kitaptan ne bekleriz,bize sunmak istediği nedir,bizim kendimizde buldurmak istediği veya -isteyerek ya da istemeden- farkında olamadığımız neleri keşfettirdiği..bütün bunlar nelerdir?
Benim için bir kitaptan çok daha fazlasını bekleyenler adına hayal kırıklığından öteye bir adım atamaz bu kitap.
Özgünlükten de bayağı bir uzak buldum açıkçası hep bir şekilde kulaktan dolma kafiyeler,sözler üzücü yani böyle olması gerçekten.
Amacım yermek değil aksine üzüntümü dile getirmek,sonuçta edebi bir eser ortaya koymak ise amaçlanan -gerçekten ticari bir kaygı olmadan- kişi edebiyatın doyuruculuğuna inanarak yazmıyorsa bu ülkemiz için de benim için de üzücü ve hayal kırıklığı yaratan bir durumdur diye düşünüyorum.
" Miraç Çağrı Aktaş ilk kitabını okudum. Çok beğendim. Yazar kendi hayatını sevdiği kadını kalemiyle döktürmüş. Eline kalemine sağlık. Diyorum. Hiç bir zaman pes etmeyerek Zümray'ı sevmekten vazgeçmeyen Miraç bir sonda yorulur. Kalpten yorulur, Vicdanen dinlenir. Kitap okunmaya değer duygusal bir insan olduğum için ağlamadım diyemem. Kısacası kitabı okurken sıkılmazsınız ben her sayfasını okurken iyi ki bu değerli yazarla tanışmışım. Bu kitabı okumakla çok iyi etmişim. Tavsiye ediyorum. Açıp okuyun. Keyifli okumalar."
Herkesin bir on yedi yaşı olmuştur.Bunu yaşla sınırlandırmak doğru degil ama herkesin bir ilki olmustur kimisi sonsuzluk vaadeden kimisi ise hiç karşılık bulamayan ,verdiği değeri alamayan.Bu kitapta çok guzel sevmesine ragmen karşılık bulamayanların kitabıydı.Benim için güzel bir anısı oldu bende.Iyi okumalar
Kırdığının farkında olmayan insanlara iki çift lafım var; gün gelecek sizde kırılacaksınız. Hem de tam bizi kırdığınız yerden...
Alıştım kelimesinin altında yatan enkazları yalnızca yaşadığı onca acıyı sadece kuru bir "Alıştım" a sığdıranlar görebilir.
Bazen sevgine ve verdiğin değere acırsın,insanın canını da en çok bu acıtır.
Kitap okumayı sevmeyen bir insanın seveceğine katiyen inanmıyorum zaten.
Çünkü içinde duygu olan bir seyleri sevmeyen biri , insanıda düzgün bir sekilde sevmez

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sen On Yedi Yaşımsın
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9786059609388
Kitabın türü:
Yayınevi:
Olimpos Yayınları
Seni ''canımın içi'' diye sevecek birini kaybettin.
Şimdi hiçbir can nefes olmayacak sana.
Daha çok sevileceğini umarak gittiğin yerde sıkışırsa kalbin, elini kalbine koy. Çünkü o acı benim.
O sıkışmayla sana, bizi bitirme çabalarını ve
hiçe sayışlarını hatırlatmaya geleceğim.
Biliyor musun sevgilim? Seni sevdim.
Bir insan hayatında ne kadar çok ve ne kadar güzel sevebilirse, o kadar sevdim.
Bu da benim yenik zaferim...

Sen benim ilk çaresizliğim,
sen benim ilk yenilgimsin.

Kitabı okuyanlar 998 okur

  • Mana Amri
  • Selin Selen
  • Sıla Yabaş
  • Selennur Yıldız
  • Serpil ŞENAL
  • Emine
  • Gonca Aslan
  • irem bozdoğan
  • Buse Sobay
  • İlayda Ebrar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.2
14-17 Yaş
%41.3
18-24 Yaş
%21.7
25-34 Yaş
%13
35-44 Yaş
%7.6
45-54 Yaş
%2.7
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%3.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%84.2
Erkek
%15.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (199)
9
%6.4 (34)
8
%7.7 (41)
7
%7.3 (39)
6
%5.8 (31)
5
%6.4 (34)
4
%5.1 (27)
3
%5.8 (31)
2
%5.3 (28)
1
%12.6 (67)

Kitabın sıralamaları