Başarılı hacker ve pakhan ilişkisi olduğunu görünce direkt başladım kitaba.
Kitapta genel bir olmamışlık havası vardı. Her şey sırıtıyordu. Karakterler, davranışları, olaylar sanki uyumsuz yapboz parçalarıydı, tamamlamıyorlardı. Kitabın işlenişi zaten klişe ve kötüydü. Yazım dilini de beğenmedim.
Sienna'nın hacker kimliği emanet palto gibi üzerinde sırıtıyordu. Bu kadar ünlü ve başarılı bir hacker bu olmamalı. Ne bir çalışkanlık, ne bir zeka ne de hacker kimliğini tamamlayacak başka parçalar gördük.
Anca azgınim Ben "gurur benim neyime" modunda dolaşıyordu. "Kısa elbise giy, kulübe git, baştan çıkar" klişesini bu kadar tekrarlamaya gerek yoktu bence.
Dimitri görmezden geliyor, yalan söylüyor. Hele bir yerde kelimelerle kızın ağzına ediyor ama bizimkinde tık yok. Hiçbir şekilde tepkisini ortaya koymuyor. "Ya kızım onca lafı bana etmedi, az biraz gurur..." yok. Özüre bile gerek duymuyor, sanki yaşanmamış gibi devam ediyor. Karşındaki kişiyi anlaman seni haksız çıkarmaz, o davranışı kabullenmeni gerektirmez.
Arkadaşı Leona da ayri sinirimi bozdu. Bir arkadaş olarak tek vasfı. Sevismen lazım, azginsın gidip birini bulalım, kulübe gidelim hatırlatmalarini yapmak. Bu kiz basına bir süru sey gelmis tek sorunu sevisememek mi sence. Bu nasıl arkadaş cidden? Sienna 27 yaşında kızsın, Leona'un gazına gelip duruyorsun hâlâ.
Sienna'nın pollyanna ve balık hafıza hâli sinirlendirdi cidden.
Dimitri, klasik istismara uğramış, kendini herkese kapatmış erkek karakterimiz. Bir olayı yok.
Kıza söyledikleri ve yaptıkları/yapmadıkları ağırdı ama kız görmezden geliyordu. Kız yaptıklarını umursamıyorken ben ne diyeyim yani.
Uzun zamandır bu kadar kafasında kuran erkek karakter okumamıştım. Saçma sapan teoriler üretip duruyor. Anlıyorum, güvenmemen normal ama işin cılkını çıkardın. Bir