Sevinçten uçuyordu. Ne olursa olsun kadın konuşmuştu. Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir. İşte buna seviniyordu.
Şiirin nasıl bir yol takip ettiğini anlamıyorsunuz. Fuzuli’nin saf ve samimi şiirini tercüman olan o temiz dinin üzerine sanat gibi, süs gibi iki belayı musallat etmişler, dilde onlardan başka bir şey bırakmamışlar, öyle şeyler söylemiş ki sahiplerine şair demekten çok kuyumcu denebilir.
Şimdi inanıyorum ki sevgili yengeciğim, fazla aşık olmamışım; çünkü o saf ve sarhoş edici tutkuyu yaşamış olsaydım şu an adına lanet okuyor, kendisine beddua ediyor olurdum.