Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için, ölüm gibidir.
Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey ummuyordum. Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır.
Belki de saat, son demlerini yaşayıp ağır ağır ölüp gidecekti. Tozlar, boyası dökülmüş siyah rengini yeniden örtecekti. Zaten siyah bir renk değildi ki. Bunların hepsi görsel bir yanılsamaydı. Hayatının başlarında, geçmişin unutulmuş ışıltılarında, fizik öğretmeni konuşurken şöyle demişti:
"Beyler, siyah, renk değildir. Işığın yokluğudur."