"Günün karanlık kısmı sanki hep bize aitmiş gibi hissetmiştim en başından beri... Gündüzü değil, geceyi sevmiştik. Çünkü karanlığımız olmasaydı ışıklarımız da olmazdı. Çünkü gece olmasaydı ay da olmazdı. Belki de bir noktada kaybettiğimiz tek şey bu karanlığın ortasında bize yol gösterecek bir aydı... İşte bu yüzden geliyordu Gece, ay da peşinden gelsin ve bizi aydınlatsın diye... "
Hayat ikiye ayrılıyor; eksilmek ve çoğalmak. Doğarak çoğaltıyorduk dünyayı, ölerek eksiltiyorduk ve buna hayat diyorduk. Hayat bir eksilme serüveniydi aslında..
“Evcilleştirmek için ne yapmalıyım?”
“Çok sabırlı olmalısın. Önce benden biraz ötede çimenlerin arasında oturacaksın. Şöyle. Ben seni göz ucuyla süzeceğim, sen ağzını açmayacaksın. Çünkü sözcükler, yanlış anlama kaynağıdır. Her gün biraz daha yakınımda oturursun...”
Ertesi gün Küçük Prens yine geldi.
“Hep aynı saatte gelsen daha iyi olur,”
dedi tilki, “sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını veririm sana. Ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem.Ayinsiz olmuyor
Eğer bir kişi, milyonlarca yıldızda sadece bir tane bulunan bir çiçeği seviyorsa, o yıldızlara baktığında mutlu olmasına yeter bu. "Orada, onlardan birindedir çiçeğim" der