Hitler’e göre, “bir hareket ne kadar çok makam tesis eder ve mevki dağıtırsa, o kadar daha düşük nitelikteki kişileri kendine çeker ve sonunda bu siyasi asalaklar başarılı bir partiyi öylesine sararlar ki başlangıçtadaki hareket, eski günlerin dürüst savaşçılarının gözünde tanınmayacak hale gelir… Bu olduğunda, böyle bir hareketin ‘misyonu’ bitmiş.
Amerikalı bir misyoner, Belçikalı askerlerin mermi israfını azaltmak amacıyla başvurdukları tüyler ürpertici bir yolu şöyle anlatıyordu: “Kauçuk almak için her dışarı çıkışında onbaşıya fişekler verilir: Hiç kullanmadan hepsini geri getirmek zorundadır; eğer kullanırsa, her fişek için bir sağ el getirmek zorundadır.
… Altı ayda 6.000 fişek kullanmışlardı, bu demektir ki 6.000 insan öldürülmüş ya da bir uzunu yitirmişti. Bunun anlamı ise 6.000’den fazlasıdır, çünkü halkın bana defalarca anlattığına göre, askerler çocukları tüfeklerinin dipçiğiyle öldürüyorlardı.”
Maksimos 661’de zorla Konstantinopolis’e getirildi, orada hapse atıldı, sapkınlıkla suçlandı, dili ve sağ kolu kesildi; kısa süre sonra sürgünde öldü. Ancak 680’de Konstantinopolis Konsili’nde aklandı ve Bizans teolojisinin babası olarak tanınageldi.