-Peki ruhun ölümsüzlüğüne inanır mısınız?-diye aniden sorardı postane müdürü.
-Hayır ,sayın Mihail Averyanıç. İnanmam ve inanmak içinde bir sebebim yok açıkçası.
-İtiraf etmeliyim ki ,bu konuda benimde şüphelerim var. Ancak yeri gelmişken söylemliyim ki ,içimde sanki hiç ölmeyecekmişim gibi
bir his var. Bazen kendi kendime ''Ölme vaktin geldi artık ,yaşlı herif '' diye düşünürüm.
Ama içimden gelen bir ses ''İnanma ona, ölmeyeceksin sen!' der.
Saat dokuz olunca Mihail Averyanıç ayrılmak üzere kalkardı. Antrede kürk ceketini giyerken iç çekerek şöyle derdi:
-Kader de bizi ne yaban yere atmış ! En sıkıcı yanı da burada ölecek olmamız. Çok yazık!