Beyza

Beyza
@Beyzacrr
7 Kasım
28 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
“Yaratılışında seyyal, kaypak ve sür’atle değişip bir evvelini unutmak üzere yaratılmış olan insan oğlu, kendisine dayatılan tesirleri, dalâlet de olsa hakîkat zannedip kabul etmekten bir bakıma mâzurdur. Çünkü cehâlet, hastalıktır ve üstelik, sârî bir hastalıktır; bulaşır.”
Sayfa 288
Reklam
“Fikirlerimiz, onları taşıyacak kudrette olduğumuz nispette bizimdirler.”
Sayfa 88
“Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin?'' dedi. ''İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet, insanı insan yapan manevi kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü? Cahilsin; okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin. Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış. Hayat onun için ahenksiz, birbirini tutmayan, günün hayatına cevap vermeyen bir yığın ölü kıymetler tarafından idare ediliyor. Dünyaya baktığımız zaman ayrı görüyor, kendi kendimize kaldığımız zaman ayrı düşünüyoruz. Yığınlarla tezat içinde yaşıyoruz, bütün şark dünyası bir ıstırap içinde. Muttasıl gömlek değiştiriyor, Hint’i, Çin’i, Efgan’ı, Arap’ı, Türk’ü hep soyunuyoruz; soyundukça üstümüzden attığımız şeylerin alelade ekler olduğunu, daha derinden birtakım şeyler çıkarıp atmak lazım geldiğini görüyoruz. O zaman korkuyoruz; olduğumuz yerde imdat arar gibi sağa sola bakmıyoruz. Sonra tekrar başlıyoruz, gene tabaka tabaka soyunuyoruz, tırnaklarımızla derimizi yüzer gibi bir şeyler daha atıyoruz. Zaten biz soyunmasak bile onlar üzerinden lime lime dökülüyorlar. Fakat olmuyor; bize lazım olan, gömlek değiştirmek değil, içten değişmektir. Bu sadece dıştan yapılacak şey değil. Bunu olduğumuz yerden yapamayız, içten, dıştan her ufuk, bir görüş zaviyesidir. Bütün cemiyet hayati zihniyet etrafında döner, insani yeni bastan, yeni esaslara kurmamız lazım; yeni kıymetlerle yasayan bir insan. Hâlbuki bu imkânsız.’’