Bana japon edebiyatının kapılarını açan Soseki'nin olduğum ikinci kitabı "Gönül" oldu. Bilmiyorum ruhuma çok iyi geldi ve severek heyecanla okudum. Aslında sakin bir kitap ama okuyucuyu da heyecanlandırmıyor değil. Kitapta yer yer Japon motifleri olması da benim çok hoşuma gitti. Hep Batı kültürüne aşina olan bizler için Asya kültürünün naifliğini bizlere sunuyor. Bazı cümlelerde Doğu kültürüne olan yakınlığı beni heyecandırdı. Kitaba gelirsek, kitapta hiç isim kullanılmamış olması Batılı eserlere nazaran okuyucunun işini kolaylaştırıyor ve anlam karmaşasını engelliyor. Bunu çok beğendim. Kitabı bende kafamda üç kısıma ayırdım. Hocayla romandaki asıl kişinin bir olduğu kısım, başkahramanın hocadan ayrı olduğu ve ailesiyle olan kısım, son olarak da başkahramanın gerçekleri öğrendiği kısım. Geriye dönüp ilk kısıma baktığımda başkahramanın hoca hakkında yerinde tespitler yaptığına karar verdim. Aslında her şey son kısımda çözülüyor ve kitabın sonunda K'nın intihar ettiğini öğreniyoruz ama burada da hocayı suçlayıp suçlamamak arasında kaldım ve galiba suçlamayan tarafta oldum. Hoca arkadaşı ve gönlü arasında seçim yapmış oluyor gerçek hayatta kazanıyor belki ama kırgınlıkları da peşini bırakmıyor . Ek olarak çeviriyi çok beğendim. Kitabın dili oldukça akıcı. Kitabın alt kısmında yer alan kelime açıklamaları ve bilgiler de okuyucuya ışık tutuyor. Uzun bir süre aklımdan çıkmayacak gibi. Okumaya gönüllü olanlara Soseki'nin bu muhteşem eserini öneriyorum. Bol okumalı günlere...