Öncelikle spoilerlı bir yorum olacak.
İlk olarak bence kitaptaki bana göre en büyük eksikten bahsetmek istiyorum: Füsun'un bakış açısının olmaması. Burada illa Füsun'un bakış açısından yazılmasına gerek yok, ne bileyim bir diyalog ya da Füsun'un kendini ifade ettiği yerler o kadar eksik ki bu kitabın Füsun bakış açısına ihtiyacı var. Bu bakış açısı eksikliği yüzünden Füsun'un o ölme isteği bana geçmedi. Biz sadece Kemal'in dayanılmaz acılarını okuduk, Füsun ne halde hiç bilmedik. O ölüm sahnesindeki his o yüzden bana geçmedi. Çok en sondan başladım yorumlamaya, biraz da en başa geçeyim. Bir insanın birine aşık olması sadece dış güzellik mi? Yani çanta almak için butiğe gitti ve aşık olup çıktı. Bu mudur? Sibel'le o kadar güzel anı, o kadar yaşanmışlık yok mu oldu? Ben kitapta Sibel'e o kadar üzüldüm ki muhtemelen çok fazla kendimi gördüğüm için Sibel'le çok empati yaptım. Sibel o ilişkide mutluydu ve Kemal iki dakikada aşık oldu diye mutlulukları gitti. Benim kitap boyunca en sevdiğim sahne Kemal ve Sibel'in kendi nişanlarıydı. O nisanda kemalle oturup kendi konuklari hakkinda yaptiklari dedikodu o kdr samimi ve ic isticiydi ki kendi nisanimda yasasam dedigim anlardan biri olmasina isterim galiba ve bu kitap sag olsun inanilmaz guven problemi asiladi bana sevdugim adamin iki dk da girdugu sadece dis gorunusune bakarak bir insana asik olucagi senaryosunu kafama yazdi. O nisandan sonra fusun ortadan kaybolma mantigini da fusun agzindan okuamdik mesela sonrasinda 200 sayfa kemal in aci cekmesini okuduk burasi bence o kdr uzundu ki surekli ayni seyi okuyirmus gibi hissetim ya genelde zaman atlamasii sevmem ama sanki burda yazar bu kdr ayni seyi yazacaguna 50 sayfa yazip sonra zaman atlamasiyla fusunun feridunla evli oldugu yere gelebilirdi o evliligin de mantigi da