Oligarşinin Tunç Yasası'nın özü, radikal değişim vaadiyle eski liderlerin, eskisinden farklı bir şey getirmemeleriydi. ...Oysa tüm radikal değişimler başarısızlığa mahkum değildir. Görkemli Devrim radikal bir değişimdi. ...Fransız Devrimi daha da radikaldi.
Arjantin'de 1853'teki anayasayla ABD Yüksek Mahkemesi'nin görevleriyle benzer görevlere sahip bir Yüksek Mahkeme kuruldu. 1877'deki kararla Arjantin mahkemesi de belirli yasaların anayasaya uygun olup olmadığına karar verme rolünü üstlendi.
...1946'da Juan Domingo Peron demokratik bir seçimle Arjantin'in başkanı oldu. Peron'un zaferinden kısa bir süre sonra Temsilciler Meclisindeki destekçileri Yüksek Mahkemenin beş üyesinden dördü hakkında meclis soruşturması talep ettiler.
...9 ay sonra Temsilciler Meclisi üç yargıcı itham etti, dördüncüsü zaten istifa etmişti. Ardından Peron 4 yeni yargıç atadı.
...Mahkemeyi zayıflatmak, çok açık bir biçimde Peron'un siyasal kısıtlamalardan kurtulmasına yol açmıştı. Peron artık fiilen bir diktatör olarak hüküm sürüyordu.
...Peron rejimi 1955'te başka bir darbeyle alaşağı edildi. Yeni askeri-sivil rejimler kendi yargıçlarını kendileri seçtiler.
...1990'larda Arjantin demokratik seçimle gelen hükümetler arasında geçişe sahne oldu. Fakat iş Yüksek Mahkemeye geldiğinde demokratik hükümetler, askeri hükümetlerden farklı davranmadılar.
...Yeni başkan Peron'cu partiden Carlos Saul Menem'di. Bu demokratik bir geçiş olduğundan Menem'in kendi mahkemesini ataması için bir neden olmamalıydı. ... Fakat Menem başkanlığa geldikten 3 ay sonra Temsilciler Meclisine Yüksek Mahkemenin üye sayısının 5'ten 9'a çıkarılmasını teklif etti. Yasa hızla meclisten geçti. Yeni yasa Menem'e 4 yeni üye ataması için olanak tanıdı.
...Bir sonraki adımı yeniden başkan seçilmesine engel olan sınırlamaları kaldırmak için anayasayı yeniden yazmak oldu. Tekrar başkan seçildikten sonra ise anayasayı yeniden yazmaya kalkıştı fakat bu kez durduruldu. Arjantin'in siyasal kurumları tarafından değil onun şahsi hakimiyetine karşı koyan Peron'cu partideki fraksiyonlar
...belki de Roosevelt sonraki adımda yasama faaliyetleri için çoğunluk elde etmeye çalışmanın çok fazla tavize ve zaman kaybına neden olduğuna karar verecek ve bunun yerine çoğulculuğa ve Birleşik Devletlerin siyasal sistemine tümden zarar verecek şekilde kararnamelerle yönetmeyi tercih edecekti. Kongre kesinlikle bunu onaylamayacak fakat Roosevelt Kongre'nin Buhran'la mücadele için gerekli tedbirlerin alınmasına engel olduğu iddiasıyla ulusa çağrıda bulunacaktı. Kongreyi kapatmak için polisi kullanabilirdi. Pek de inandırıcı gelmiyor mu? 1990'larda Peru ve Venezuela'da aynen böyle oldu. Başkan Fujimori ve Chavez işbirliğine yanaşmayan kongreleri kapatmak için arkalarındaki halk desteğine başvurdular ve başkanın güçlerini muazzam ölçüde artırmak için anayasalarını yeniden yazdılar.