İki kadını sevmek ne ayıp ve kötücül, ne içgüdüsel ne de müstehcen bir durumdur. Tam tersine, oldukça normaldir ( ve normalleştiricidir ), bütün hayati ilgilere ciddi bir derinlik kazandırır. Ben bunu sık sık, ebeveynlere karşı duyulan sevgiyle kıyaslıyorum. Kimse bize ya sadece annemizi ya da sadece babamızı sevme iznimizin olduğunu söylememiştir. Aksine, bütün dünya annemizi ve babamızı sevmemizi talep eder, üstelik aynı anda ve hep şiddetle ve bir ömür boyu veya daha sonra bile. Hele ikisinden birine karşı sevgimizde bir azalma olsun! Kendi kendime hep, neden bir durumda çifte sevgi mümkünken diğer durumda yasak olduğunu sorarım.
İnsanın gücü kendi hayatını düzene sokmaya yetmez, demişti bana üç hafta önce. Ve mutsuzken insanın aklına fikir gelmez. Ben imalı bir biçimde susarken o konuşmaya devam etmişti. Önemli olan, daha fazla düzen gerektiren bir durumun ortaya çıkmasını engellemektir. O anda gülesim geldi ama kendime hakim olabildim. Sorunlarının çözülebilir olduğunu düşünmek insanların en büyük şanssızlığı.
İlk olarak yazardan bahsedeyim. Anne tarafından Marquez'in, baba tarafından Elizondo'nun torunu. Bu sebeple olacak ki güçlü bir kalemi var yazarın. Kitapta bir uyuşturucu bağımlısının yaşam-ölüm arasındaki geçişlerini okuyoruz. Kitabın adında da geçen kitapta da çokça geçen 'kız' argoda eroin anlamında kullanılan bir söz. Kitabın ilk sayfalarında dipnot olarak veriliyor. Anlatıcı ölümüne yetecek dozda uyuşturucusunu alıp hiç bilmediği bir köye gidiyor ve oda kiralıyor. Bundan sonra ise anlatıcın zihninden geçenleri okuyoruz. Yazarın ise edebiyatını. Hayal ile gerçekliğin iç içe olduğu bu kısa roman bence büyülü gerçekçi bir roman değil. Yazarımız Meksika edebiyatının BOOM kuşağı dediğimiz yazarlarından. Latin Amerika'ya özgülenmiş 'büyülü gerçekçilik' hırkasını üzerlerinden atmak isteyenlerden Alejandro Zambra gibi. Depresif, karanlık kısa bir metin ancak güçlü bir metin.
Kız'la RandevuMateo García Elizondo · Siren Yayınları · 202564 okunma