Hiç mutlu olmamış, dünyaya sadece acı çekmek için ufak bir gezinti yapmaya gelmiş olan birinin ölümü korkunç bir şeydir. Bir gülümseyişinin anısını saklamak bile çok zor.
Dünyanın bir tek kişinin etrafında döndüğü, sadece bu bir tek kişi için var olduğumuz, ayak seslerini, konuşmasını duyduğumuzda titrediğimiz, onu gördüğümüzde elden ayaktan kesildiğimiz o olağanüstü anları. Sarılırken onu incitmekten korktuğumuz, onu öperken yanıp tutuştuğumuz ve etrafımızdaki dünyanın bulanıklaştığı anları.
Düşünerek değişmez bu gerçekler. Zaman onları dağlamış bukağılamış dışladıkları sonsuz olasılıklar odasına yerleştirmiştir. Ama hiç olmadıklarına göre gerçekleşmiş olabilir miydi bütün bunlar? Yoksa gerçekleşen şeyler miydi mümkün olan sadece?