İnsan, çoğu zaman kendi zayıflıklarını görmekten korkar. Yapamadıklarını, söyleyemediklerini, yarım bıraktıklarını bir bahanenin arkasına saklar. Buna “içimdeki şeytan” der ve rahatlar. Çünkü suçlu bellidir artık; hesap vermesi gereken kendisi değildir. Oysa insanı asıl yoran kötülük değil, korkaklıktır. Cesaret edememek, sorumluluk almamak, susmayı seçmek… İşte içimizde büyüyen şey tam da budur. Kendimizi kandırdığımız her an, o ses biraz daha güçlenir. Hayatla aramıza mesafe koyar, insanlara karşı samimiyetimizi törpüler. Ve bir gün fark ederiz ki en büyük kaybımız başkaları değil, kendimiz olmuşuzdur. İnsan, içindeki bu sessiz düşmanla yüzleşmeden ne sevebilir ne de özgür olabilir.