Çevirmen:
Gülperi Sert
Editör:
Gamze Varım
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 09:57
Kafka'nın karmaşık, güvensiz, garipliklerle dolu kafasının içine yolculuk yapılan bir diğer roman. Dönüşüm'de olduğu gibi bir sabah uyanan Joseph K. kendisine dava açıldığını öğrenir. Davanın ne olduğu roman boyunca açıklanmaz. Önemli olan dava ya da olay örgüsü değil; hukuka, bireylere, sisteme güvenin olmadığı bir ülkede yaşamanın psikolojik zorluk ve çaresizliklerini hissetmek. Roman boyunca K., belirsiz ve garip bir hukuk sisteminin kendisine açtığı davadan kurtulabilmenin yollarını arar. Sonunda aslında trajik bir son olan ancak Kafka'nın sıradan anlattığı bir sonla roman biter. Değişik, ilgi çekici, merak uyandırıcı, sorgulatıcı bir anlatı.
DavaFranz Kafka · İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
9/10
·224 syf.··
2022 69. kitabı
Yazarın ölümünün ardından yayımlanmış bu roman da Kafka’nın karamsarlığını dile getirmektedir. Josef K. İsimli karakterin tutuklanmasıyla başlayan hikayede, 30 yaşındaki adam neden tutuklandığını bilmemektedir. Ve Josef K. ne hangi sebepten ne de kim tarafından yargılandığını bile anlayamadan ölüm cezasına çarptırılarak, bir taş ocağında kasap bıçağıyla öldürülür. Adalet sisteminin eleştirildiği, o dönemin hayat koşullarıyla birlikte kişiler ve olay örgüsüyle birlikte aslında adaletin sadece ismen yer aldığı sistemin çarpıklığınin insanların üstünde psikolojik baskıların olduğu bir dünyayı yazar okuyucusuna çok güzel aktarmış.
Roman
DavaFranz Kafka · İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2024 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2024 19:34
"Kafka, yokuşları sever." demiş Haruki Murakami. Kitabı yazılmış kelimelerle okursunuz, yazılanı anladım dersiniz ama başka bir şey anlatıyordur aslında. Dava, kitabın ismi ve konusu...
DavaFranz Kafka · İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Ne ulan bu dava?
8/10
·224 syf.··
2025 4. kitabı
Bu kitaptaki çaresizlik ve sistem karşısında ezilmenin yoruculuğu o kadar iyi anlatılıyor ki bayıldım. Kitabın kabus ve rüya varimsi havası okumasını aşırı ilginç yapıyor ve ayrı bir hava katmış hatta bir ara biraz garipsemiştim çünkü karakterlerin birbirleri ile etkileşimleri gerçeklikten biraz uzak. Franz Kafka insanın kendine yabancılaşma ve varoluşsal yalnızlık temalarına da bu kitaba eklemeyi unutmamış ve şahane de olmuş diyebilirim.
1000Kitap
DavaFranz Kafka · İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
GARİP BİR SON...
Puan vermedi·224 syf.··
2022 32. kitabı
Kitabı sıkılmadan okuduğumu söyleyebilirim. Hem garip bir dava hem de garip bir son. İlk işim hemen kitaba dair bir makale ya da düşünce yazısı okumak olacak. Bir adam bir gün uyanıyor ve garip bir davanın sanığı olduğunu öğreniyor. Suçsuzluğuna dair emareler bulmak için uğraşıyor ve yazar bizi, davaya dair yeni karakterler ve tuhaf mahkemelerle tanıştırıyor. Davanın nasıl çözüleceğini belirsizliği ve insanın yasa karşısındaki tutumunun muğlaklığı davası karşısında nasıl bir yol izlemesi gerektiği, okuyucunun zihnini yorsa ve hatta çoğu kez sinir etse de okuyucunun merak duygusunu sonuna kadar dinamik tuttuğunu söyleyebilirim. Net olarak anladığım bir şey varsa o da mevcut yasanın -kitaptaki- insanı pasif kıldığı ve kafasına göre hareket ettiği . Kendi içerisinde çelişkiler barındırdığı ve keyfi hareket ettiği, sanığa davasına dair hiçbir ipucu vermeyerek sözde özgürlük sunan bir yasa olduğu ...
DavaFranz Kafka · İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2023 42. kitabı
Bir kere okumak yeterli olmayan bir kitap bence ilk okuduğunuzdan daha fazla şey çıkarabileceğiniz bir kitap .Aklımda cevapsız kalan sorular kaldı ikinci okuyuşta taşlar yerine oturacaktır. :)
DavaFranz Kafka · İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
"Ah Franz kafka! Benim hüzünlü kekim.."
9/10
·224 syf.··
2021 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2021 01:17
1883 senesi yazında, sıcağın kasıp kavurduğu bir yaz gününde buz gibi biri olarak doğuyorsunuz. Prag'da Almanca konuşan bir Yahudi ailenin, 6 çocuğundan en büyüğüsünüz. İki küçük kardeşiniz bebeklik
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
FRANZ KAFKA-DAVA
Puan vermedi·224 syf.··
2021 34. kitabı
Distopik bir eser olan Dava, Kafka'nın ölümünden sonra 1925 yılında yakın arkadaşı tarafından yayımlanmıştır. Kitap genel bir olay çerçevesinde dönmemiş, fazla sürükleyici de değil; okurken
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 19:53
“Bi sabah uyanıyosun, kapıda abuk sabuk iki adam. Hayırlı işler, sen tutuklusun.” Ama niye?
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
“Hukuk Her Zaman Güçlüden Yanadır”
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2018 00:00
YAŞAMAK “DAVA”SI Lise yıllarında dershaneye gidiyordum,çoğumuz gibi.Bir gün önüme bir test sorusu gelmişti, bin yıl önce yaşamış bir filozofun sözü vardı soruda, “Hukuk her zaman güçlüden yanadır”.
DavaFranz Kafka · Oda Yayınları · 200463,8bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.