Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çöl insanı, çadır bozarak geçmiş zamanı silebiliyordu; zamanı ve yeri henüz belirmediği için yarın bir yerde hüsran olarak görünmüyordu. Fakat şehirli insan bir mahpustu. Onun bir yerde sürekli kalmak zorunda oluşu herşeyi çürütüyor ve -dün, bugün, yarını- zamanın gayesi haline getiriyordu.
Bugün Mısır'da diyelim ki beş bin hırsız var. Hırsızlığın cezası kol kesme olsaydı, beş bin hapis yerine bugün beş kişi kolsuz gezecekti. Zaten zekat ve devletin fakirlere bakması, beslemesi işin içine girerse, hırsızlık etmek için sebep de kalmazdı..
İşte dünya!... İşte insan!.. Şurada karşıma bir ayı çıksaydı, beni bir pençede parçalar yerdi. Ne söverdi, ne döverdi ve ne de inançlarımla alay ederdi...
Yıl 1967.
Sıkıntılar günler...
Cehaletin koyu karanlığı içinde, kitap okuyanlara, hayatı anlamak, inandığı gibi yaşamak isteyenlere tahammül yok!
Minyeli Abdullah yayımladı. Yaşanan sıkıntıları dile getirdi, milyonların duygularına tercüman oldu.
Yıl 1987.
Minyeli Abdullah, evet bir roman, yasaklandı. Yazarı yargılandı. Bir yıl sonra beraat etti. Ona olan ilgi, yıldan yıla katlanarak arttı.
Ülkemizde en çok baskı yapan, en çok okunan bir ’klasik’ oldu.
Filmi yapıldı, gişe rekorları kırdı. O günlerden bugüne nice onyıllar geçti. Minyeli Abdullah, yine gündemde.
Niye mi?..
Okuyun...