Aramızdan birileri mürekkep, birileri kağıt gibidir.
Birilerinin siyahlığı olmasa, öbürleri dilsiz olurdu.
Birilerinin de beyazlığı olmasa, öbürleri kör olurdu.
Ömrümün iplerini elinde tutan insanoğlundan, uzak bir köy kahvesinde eğri bir sandalye bacağı olmayı bile isteyemezdim.
Ak sakallı meşenin dediğine göre, böyle bir şeyi istesem bile, insanoğlu beni duymazdı zaten.
Sağırdı çünkü o; kokularıma da, yeşillerime de, duruşuma da sağırdı.
Sözün özü, insanoğlu benim soyumun dilini çözememişti henüz; kokuca konuşsam da anlamazdi, renkçe konuşsam da...