"Gidecek" diye düşündün, adın gibi emindin buna. Kalmak için gelmemişti. Kalmak için yaratılmamıştı. Bazı insanlara "Kal" demekle "Öl" demek aynı şeydi sanki.
Ne söyleyebilirim, ne söylemeliyim gerçekten bilmiyorum. Kitap çok sarsıyor insanı, ele aldığı konular can acıtıyor. Ama yine de çok sevdim, benim için hiç unutamayacağım bir kitap oldu.
Normalde kitap okurken sevdiğim kısımları mutlaka alıntı olarak paylaşırım. Hele bu kadar sevdiysem bir ton paylaşım yapmış olurum. Ama kitap o kadar sarsıcı ve o kadar dolu doluydu ki ne paylaşsam spoiler olur, önü arkası bilinmediği için anlamsız olur diye düşündüm. Bir yandan da tabi soluksuz okuduğum için ne paylaşabilirim diye pek düşünemedim.
Birinci tavsiyem; kitabı okuyun. İkinci tavsiyem; kitabı dinlenerek, nefes alarak okuyun. Kitapta yaşananlar öyle bir iki senede yaşanan şeyler değil. Karakterlerin bütün hayatları anlatılıyor bu yüzden de okurken dinlenilmeli diye düşünüyorum. Jude, tam olarak aşamasa da zamanla travmalarıyla nasıl baş edeceğini ya da nası yok sayacağını öğrenmiş ama ben bir anda hiçbir şeyi sindiremeden, bütün kötülükleri art arda okudum. Bu da çok kötü bir etki yaptı bende. Bu yüzden okurken dört-beş bölüm olacak şekilde sınır koyulsa daha iyi olabilir.
Ve tabi en önemli konulardan biri: eğer homofobikseniz, yazılan şeyleri "basit bir kurgu, gerçek hayat böyle değil" diye geçiştirecekseniz hiç okumamanızı tavsiye ederim. Yönelimden bağımsız olarak çocuk istismarı gerçek ve can yakan bir olgu. Bu konunun gayet iyi bir şekilde ele alındığını ve fantazi ögesine dönüştürülmeden yeterince gerçekçi işlendiğini düşünüyorum.
Günün birinde, kendimi tekrar okuyabilecek kadar iyi hissedersem sakin bir şekilde tekrar okumak, minik detayları yakalayabilmek istiyorum. Sadece okunup geçilecek bir kitapmış gibi gelmiyor.