Bu yüzden ben kesin olarak şuna inanıyorum:
özel mülkiyet tamamıyla terk edilmedikçe malların
eşit ve adil bir yöntemle dağıtılması ya da
insanların yaşamının refaha kavuşması olanaksızdır.
Özel mülkiyet var olduğu sürece insanlığın
en büyük ve en faydalı kesimi yoksulluğun ve
çetin yaşamın getirdiği kaygıların malum yükü
altında ezilecektir.
Platon'a bir kez daha hak veriyorum
ve onun her eşyanın herkes tarafından
paylaşılmasını öngören yasaları reddeden halklara
hiçbir yasa yapılmamasını uygun görmesine
daha az şaşırıyorum. Ne de olsa dünyanın en
bilgesi olduğundan, toplumsal refaha götürecek
tek ve yegane yolun mülkiyetin eşit şekilde
paylaştınlmasından geçtiğini rahatlıkla görmüş .
Böyle bir eşitliğin, bireylerin kendi mülkiyetlerine
sahip olduğu toplumlarda ne kadar dikkate
alınacağını doğrusu hiç bilmiyorum.
İşin doğrusu, sevgili More, yüreğimden geçeni
söylemem gerekirse, özel mülkiyetin söz konusu
olduğu ve her şeyin parayla ölçüldüğü yerde
toplumun adil şekilde yönetilmesi ya da refaha
kavuşması olanaksız gibi görünüyor bana, tabii
adil şekilde yönetilmekten kötülerin en iyi
yaşama biçimlerine sahip olmasını anlamıyorsan
ya da refah içinde yaşamaktan her şeyin birkaç
kişinin arasında paylaştırılmasını anlamıyorsan.
Biri zevküsefa içinde
yaşam sürerken çevresindeki insanlar inim inim
inliyor, feryat figan ediyorsa, bunun adına krallık
değil, hapishane gardiyanlığı denir