Ez Bibi.

Gerçekle yüzleşme erdemi
Şark kurnazlığıyla kendimizi avutmaya devam da edebiliriz ve sirk gösterisi "bu topraklarda hiç ırkçılık olmadı; hiç Ermeni öldürmedik; savaş sırasında hem onlardan hem de bizden kayıplar oldu; ölen Ermeniler Ruslarla bize iş çeviriyordu; Ermeniler daha çok katliam yaptı; Varlık Vergisi ile azınlıklara zulmetmedik; kadın bize emanettir, kadın çiçektir; vatanını milletini seven, devletine saygılı Kürdün ne sorunu olabilir; bütün dünya bize düşmandır; Batı önce kendi kanlı tarihinin hesabını versin; bizi bölmeye çalışanların oyununa gelmemeliyiz; birlik ve beraberliğe bu en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerde; ne, biri sorun mu dedi, ne sorunu? . . " tadında her gün yeniden sahnelenir. Ama başkalarını da suçlayarak kendi suçunu aklamaya çalışmak veya akladığına inanmak,. olsa olsa vicdanımızın yüzeyde seyrettiğine delalettir. Ve yüzeysel bir vicdan, arınmaktan uzak olduğu için, kendisine "yüz yıl önce ne oldu" veya "otuz yıldır Kürtlere yaptığınız zulüm ne" diye sorulduğunda hemen öfkelenir. Ve yine ancak yüzeysel bir vicdan istifini hiç bozmadan bütün bu suçlamaları haksız diye geçiştirneye devam eder.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Reklam
Önsöz
Bir takım kesin hükümleri heyecanla savunmak, slogan atmak, hamaset edebiyatıyla coşmak ve coşturmak çok kolay ve maalesef hiçbir derde de derman değil; oysa olanları sükunet içinde sağduyuyla tartarak düşünmek ise çok zor ve buna yönelik hakiki bir talebimiz de yok.
Sayfa 14·Kitabı okudu
var bir hayalimiz..
Puan vermedi·248 syf.··
2024 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2024 23:59
Thomas More tarafından ilk olarak kullanılan ütopya kavramı, kitabına da adını vermiştir. Olmayan mükemmel ülke/ yok ülke- iyi ülke olarak çevrilebilir yunancadan. More kitabı, 2 kısımdan oluşur. İlk kitapta İngiliz gezgin ve devlet adamı Raphael Hythloday'un Ütopya'yı keşfi ve bu hayali ülkeyi anlatmasıyla başlar. Ütopyanın coğrafi özelliklerinden VE bu hayali toplumun temel özelliklerini açıklar. İngiltere'deki sosyal ve politik sorunlar da sıklıkla eleştirilir. Devletin ve kralın soyluluğunu halkın fakirleşmesine bağlayan düşünceyi eleştirir. "Biri zevküsefa içinde yaşam sürerken çevresindeki insanlar inim inim inliyor, feryat figan ediyorsa, bunun adına krallık değil, hapishane gardiyanlığı denir." (97) İkinci kitapta, ilk kitaptaki bahsedilen ütopyayı daha da açar. sosyal yarısından, ekonomiden, din anlayışlarından, ahlaklarından, cinsiyet rollerinden, iş bölümünden, adalet sisteminden, eğitimden bahseder. Ütopya halkının erdemini över. Paraya, altına değer vermeyen erdemli bir halk olarak anlatır. İngiltere'den farklı, ideal bir devlet sunar. Kitap boyunca adaletten ve mülkiyetin kötü oluşundan bahseder. Para olmasaydı daha mutlu olurduk yani diye düşünür. Kötülüğün kaynağını para olarak sayar. Kralalın ve aristokrat zengin sınıfın sefa içindeki halinden ve halkın fakirliğinden bahseder. İngiltere'nin içinde bulunduğu hale bir çözüm üretir aslında. Kitap sonunda Cicero alıntısına benzer atıfla bitirir: Ütopya devletinde var olan birçok özelliği kendi toplumlarımızda da görebilmeyi, umut etmekten çok dilerim.'" der.. Ütopya arzu edilen yerdir. Ütopya olmayan yerdir. Kendinde olmayanı ara İnşa etmek ister.
ÜtopyaThomas More · Alfa Yayınları · 201824,7bin okunma
More'nin Ütopyasının bazı özellikleri
Adada elli dört kent bulunuyor, bunların hepsi çok geniş ve muhteşem. Dilleri, adetleri, kurumları ve yasaları birbirinin aynısı. Her bir çiftlik evinde kadını erkeği en az kırk kişi yaşar, ayrıca boğaz tokluğuna çalışan iki de köle. Evin hanımı ve beyi bütün ev halkından sorumludur, bunlar gayet ağırbaşlı ve olgun insanlardır. özel mülkiyet YOK Tahılı sadece ekmek yapımında kullanıyorlar. 1 Çünkü ya üzüm şarabı içiyorlar ya da elma, armut; o da olmadı, sade su. Bir tek kenti tanırsan hepsini tanımış kadar olursun, çünkü bölgesel farklılıklar dışında bütün kentler birbirine öyle benziyor ki! Arazinin uygun olmadığı yerlerde de su ihtiyacı yağmur sularının toplandığı geniş sarnıçlardan karşılanıyor. Kent çok sayıda kule ve mazgallı siperin yer aldığı yüksek ve geniş surlarla çevrilmiş. ... yani anlayacağınız özel mülkiyet diye bir şey yok. Çünkü Ütopyalılar her on yılda bir kurayla evlerini değiştiriyorlar.
Tanıdık geldi mi?
i? Her şeyi bir kenara bırakın, en başta toplumun pastasından en iyi dilimi hak edenlere minik bir lokma verilmesi büyük haksızlık, ama bir yasa çıkarılıyor ve bu haksızlık da kılıfına uyduruluyor, sonra da buna adalet deniyor.
Sayfa 238·Kitabı okudu
Reklam