Aylin Aktaş

Reklam
Erkeklerde şiddet, sadece tarihsel olarak kadınlara karşı ayrımcılık yapan ataerkil bir kültür tarafından sürdürülen gücün dikenli bir tezahürü değil, klinik deneyimin bize gösterdiği gibi, her şeyden önce aşkın anlaşılmaz lisanı karşısında birçok erkek tarafından hissedilen derin bir endişenin ifadesidir. Freud, kendince, sadece erkekleri değil kadınları da etkileyen nevrozun en cesur ifadesi olarak tanımladığı 'kadınlığın yadsınışı'ndan bahsederken bunu zaten öne sürmüştü.' Kadınlığın tehlikeli/keşfedilmemiş bölgeleri kaygı uyandırır, reddedilir, her iki cinsiyet tarafından da reddedilmeye neden olur. Dişil varlığın radikal anarşisine eşlik eden, tamamen tanımlanabilir, ölçülebilir, yönetilebilir olmayan boyut budur. Dişil olanın reddi özellikle erkekleri etkiler, çünkü bütün bir Medeniyeti -ataerkillik bu reddin üzerine inşa etmişlerdir. Kadın her erkek için yabancı bir dildir, öğrenmek için sürekli ve asla tam olmayan bir çaba gerektiren bir dildir, çünkü bu dil kodlanamaz. Anlamını kataloglayabilecek bir sözlük yoktur. Alfabesini oluşturan harfleri bile bilmiyoruz.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Psikoloji
Aylin Aktaş
“Kadınlığın tehlikeli/keşfedilmemiş bölgeleri kaygı uyandırır,reddedilir..” Dunn Mascetti’nin Kadınlığın Mitolojisi bu konuda ilginç önermeler sunuyor.
"Ezilenlerin trajedisi, kurtulduklarında özgürleşmek yerine, ezenlerine (cellatlarına) dönüşmeleridir. Çünkü zihinlerindeki tek 'güçlü insan' modeli, onları ezen kişidir." Paulo Freire
Alıntı
Aylin Aktaş
Freire bu yüzden, onları ezenlerin rolünü arzulamaya yönelten şeyin “özgürlük korkusu” olduğundan bahseder🫠