Bizim çektiğimiz açlık bir öğün yemek yememiş birinin açlığına ne kadar benzemiyorsa üşümemiz de öyle, ona da yeni bir ad bulmak gerekiyor. “Biz “açlık”, “yorgunluk”, “korku”, “sancı”, “kış” derken başka şeyler söylemek istiyoruz. Çünkü bu sözler, sevinç ve acıyı evlerinde tadan özgür insanlar için bulunmuştur. Kamplar daha uzun süre yürürlükte kalsaydı, yepyeni çok sert bir dil çıkmış olacaktı ortaya. Bütün gün sırtında yalnızca bir gömlek, bir don, keten bir ceket, bir pantolonla karda, rüzgârda yorgun düşmenin, zafiyet, açlık ve yaklaşmakta olan sonun bilinci içinde bocalamanın ne demek olduğunu anlatabilmek için yeni bir dil gerek.”