"Şairler de yazarlar gibi, kadının gerçekliğini anlamaya çalışıyorlar, ama bugüne kadar, onun kalbinin sırlarını anlayamadılar. Çünkü ona sadece arzularının prizmasından bakıyorlar ve onu sadece vücudunun güzelliğine göre ya da nefretin o deforme eden büyütecinden bakıp değerlendiriyorlar; böyle olunca da, onda zayıflık ve boyun eğişten başka bir şey göremiyorlar."
Mutluluğa ve sevince dayanacak gücüm yok benim, kanatları kırık kuş kayaların arasında güçlükle hareket eder ve uçamaz gökyüzünde. Hasta gözler ancak cılız ışıklara bakabilir ve parlak ışıkları olsa olda sezebilir sadece... Bana mutluluktan söz etme, bu sözcük mutsuzluk kadar canımı yakıyor... Bana sonsuz saadeti anlatma, sadece gölgesi bile felaket korkutuyor beni... Ama bak bana, göklerin kalbimin külleri içinde yaktığı kutsal alevi göstereyim sana. Seni, bir annenin biricik çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni her şeyden korumayı öğretti bana, buna benim aşkım da dahil!
Acılı bir ruh, yabancı bir diyarda yakınlarından biriyle karşılaşan bir yabancı gibi, kendiye benzeyen, aynı duyarlığı paylaşan bir başkasıyla birleşince huzura kavuşur. Hüzün kalpleri sevinçten ve neşeden daha çok birleştirip yakınlaştırır. Aşk, gözyaşlarıyla yıkandığında, saftır, güzeldir ve sonsuzdur!