"İmtihana tabi tutulmayan her his sadece bir iddiadır.
"Allah için seviyorum" demek bir iddiadır mesela. Sevdiğiniz insandan aynı değeri göremediğiniz zaman sevginiz azalıyorsa iddianızdan vurulur, imtihanı kaybedersiniz. "Olmazsa olmazım, onsuz yaşayamam" dersiniz bir insan için, bu bir iddiadır. Zamanla öyle olur ki o insanın yanınızda olması bile rahatsız eder sizi, hayatınızdan çıkmasını istersiniz ve iddianızdan vurulur imtihanı kaybedersiniz.
Bir günahı duyar, o kişiyi kınar, kendinize uzak görür. "Asla yapmam" dersiniz. İddianızdan vurulur, o günahın tam ortasında bulursunuz kendinizi.
Yunus Emre'nin aşkla, "Hoştur bana senden gelen Ya hilat-ü yahut kefen, Ya taze gül, yahut diken.. Kahrında hoş lutfun da hoş. Gelse celalinden cefa Yahut cemalinden vefa, İkiside cana safa: Kahrın da hoş, lutfun da hoş " der . Siz bunu ham bir yürekle söylerseniz bu bir iddia olur . Duanıza icabet olunmaz, başınıza bir dert gelir "Ne günahım vardı? Neden ben? der ahû figan eder, ele şikayet edersiniz. İddianızdan vurulur, imtihanı kaybedersiniz. Velhasıl iddia yok dua var.
Yürek versin bize Mevlâ. Hissettiğimiz, söylediğimiz ne varsa onun arkasında imtihanlara rağmen durabilmek için.
Hiçlik var her bir zerremizde. Lakin O' dilerse ne olmaz ki. "
Birileri tarafından sürekli izlendiğini düşünmek bir delilik belirtisidir de, biri tarafından izlenildiğini düşünmemek neyin belirtisidir ?
Sevgili Dost,
Allah her şeyi bilir.
Kalplerimizi ışığa duyarlı gümüş levhalar haline getiremezsek başımızı gövdemiz üzerinde nasıl dik tutabiliriz? Nasıl başederiz kendimizle, gördüklerimizle ve görmediklerimizle..