Dünyayı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz. Gördüğümüzü anlatırken, esasında kendimizi, kendi paradigmamızı anlatırız.
Kalıplanmış kişi dünyada kendi kalıplarını görür. Bu kalıpların dışında başka gerçek, başka değer yoktur. Bizimle hemfikir olmayan insanlarda bir bozukluk veya eksiklik olduğunu düşünmemizin altında bu gerçek yatar.
İki türlü paradigma sürekli bizimledir: Bir, gerçeğin ne olduğu ile ilgili gerçek paradigması; İki, nelerin nasıl olması gerektiğini gösteren, değerler paradigması.
...paradigmalar gözümüzde sürekli takılı gözlükler gibidir; iç ve dış dünyamızı onların aracılığıyla görürüz.