Hacer

Hacer
Tutunamıyoruz albayım..!
Şu kocaman şehrin sokaklarında dolaşanların yüzlerine bakın... Yüz mü bunlar! Sararmış, uzamış... Gülmeyi unutmuş... Bu yüzler sevinci unutmuş. Sevmeyi unutmuş. Şöyle yürek dolusu, can dolusu, kucak dolusu sevmeyi unutmuş. Ağız dolusu öpmeyi unutmuş bunlar. Şöyle sağlıklı kütür kütür öpmeyi unutmuşlar. Gözleri kırgın, yılgın, paslı.. Kuşkulu, korkulu düşmanca.. Ben bu şehirden korkuyorum, bu şehirde hasta oluyorum, deliriyorum... İçimden her şeyi bırakıp kaçmak geliyor. Kirlenmiş, bitlenmiş, çamur içinde bir şehir. Dedikodu hastalığında, merhametsiz, sevgisiz,kazıkçı... Bu şehir karaborsacıların şehri... Bire bin kazananların, lüksün şehri.. Ve bu şehrin dört bir yanını çamur deryası içindeki çerden çöpten gecekondulu, yüz binlerce insanın yaşadığı umutsuz insanların mahalleleri çevirmiş. Ağzını açmış,bir ejderha gibi duruyor.
Reklam
İnsanların kişilikleri günümüzde her gün öldürülüyor. İnsan kültürü, ulusal kültürler yozlaşmada. İki bin yıllık gerici eğitim düzeni bütün dünyada, çocukların kişiliklerini ellerinden alarak, bir köleler, kişiliksiz köleler ordusu yaratılarak sürüp gidiyor. Ulusal kültürlerin öldürülmesi kişiliksiz sürüler yaratılması hiçbir ulusun çıkarına olamaz.
Ve şimdi bugünkü dünyada bir şiir, bir roman okumamış çok kişi var...Halkın elinden hiçbir şey gelmiyor. Her yönüyle, beyniyle,yüreğiyle gece gündüz yıkanan bir insanlık...
Çünkü insanlık, çünkü yaşam, umutsuzluktan umut üreterek buraya kadar gelmişti.
Biz birkaç yüzyıldır kültür emperyalizmi belasına uğramış bir ülkeyiz. Batıya dönmeye başladığımızdan bu yana insan kültürüne hiçbir katkımız olmamış. Çünkü Batı kültürlerini özümsemek yerine o kültürlere öykünmüş, kendi kişiliğimizi yitirmişiz. Kendi kişiliğini yitiren, başka kültürlerin taşıyıcıları olanlar boş kovan olurlar; insan değil başka bir yaratığa dönüşürler.
Reklam