Ne zaman Dostoyevski okusam, iliklerime kadar o yoksulluğu ve fakirliği hissediyorum ve yaşıyorum. Bu adam bunun için yaratılmış. Diğer eserlerinde de aynı şeyi hissettim. Başlarda karşılıksız bir aşk okuyormuş gibi hissetsem de ilerledikçe açıldı. Ve iki insanın birbirlerine yardımlarını, yoksulluğun şeker ile kıyas edildiği kısma geldi. Çizme, üniforma ve zenginler. Çok zor ve bir o kadar da gerçek.
Kleopatra oldukça akıcı, hem tarihsel olarak hemde karakterler olarak, sanki belgesel tadında bir kitap. Özellikle bölüm sonlarında ki sözler ve cümleler çok anlamlı ve etkileyiciyi ..
Özetle alakası olmayan, derin düşünmeye sevk eden, harika bir kalem, harika bir anlatış, üç tane kitabını okudum yazarın, üçüde bir birinden farklı konulardı ve yazılıştaydı.
Cang Unhtoung için hastalıklı bir hayat, çocukluğundan bu yana yaşadığı trajediler, şok olmalar. Hayatı boyunca onunla beraber geldi ve L ile temasına sebep oldu. Eller ve kabuklarla beraber L nin kendi kendini yıpratması ve tüketmesiyle son buldu, sonra E girdi hayatına ve sanki hayatı tamamlanmış oldu ve o şekilde hayatı seçip, gittiler. Hayatımda kimsenin ona faydası yoktu. İstediği kabuklada bir olunca, hiç olmamış gibi varoldular. Kitap elimde aktı, gitti. Felsefik anlatımı ve betimlemeleri çok harika.