Elbette umutsuzluğa düşerim bazen
Elbette umutluyum her zaman
Neden yazılır bunca şiir,
Neden okunur bunca yazı?
Çünkü nasıl aşılabilir başkaca
İnsanın karmaşıklığı. (Edip Cansever)
Arzunun nesnesi olamaz Lacan'a göre. Talebin nesnesi olabilir ancak, bu yüzden de herhangi bir nesnenin kendisine verebileceği bir doyumu, o nesnenin peşinde koşarken o nesneye olan talepten geri almak, çıkartmak, azaltmak zorunda kalır.
Sayfa 134 - Say Yayınları ~Freudçu Lacan·Kitabı okudu
Kafka'da sanki herkes yasanın ipiyle dolaşmaya çıkarılmış hayvanlar gibidir. Her an yasa onları suçlu bulmaya, birtakım davranışlarını kendilerinin başına ördükleri çoraplar suçluluk tohumları olarak görmeye eğilim gösterir. Yasadaki bu tuhaf titizliği çözmeye çalıştıkça içinden çıkılmaz bir labirente giren kahramanlar onun tarafından yutulunca Kafka'nın anlatısı da son bulur. Yasanın arzuları susturmaya nasıl eğilimli olduğunu gözlemleriz sanki.
Bu gözlemlerden yola çıkarak Freud, birtakım bilinçdışı eğilimlerin pek değişmediklerini de görerek "Ölüm İtkisi kavramına başvurmuştu. Genel olarak itkilerin canlılıkla ilgili olarak geliştiğini düşünen biyolog, sosyolog vs. gibi o zamanki biliminsanlarının şimşeklerini üzerine çekmişti. Lacan bu "ölüm itkisini artık araştırmalarının temeline oturtmaktan kaçınmayacaktır. Çünkü bu, bir yandan paradoks olarak aykırı yapısıyla insanlara bazı konularda meydan okumasını da sağlar. Bu kavram ve kavramın üçlü yapısı, her üçlü yapıyı tamamlayan asıl etken olarak ele alınabilir. Lacan, dördüncü öğenin ölüm olduğunu artık sık sık tekrarlayacaktır [Edip Cansever'in "Yetişir kendi ölüm törenine yeniden / ve ölüm o gözü pek savaşçı (Bir Gün ki) dizelerini unutmayalım].
"Evlilik kariyeri nevroz kültürünün seçilmiş alanıdır gibi bir gözlemden sonra Lacan şöyle düşünür: "Kadının erkekçe davranması –erkekliği protestosu– Oedipus kompleksinin son ucudur (sonucudur).
Say Yayınları ~Psikoz Öğretisinin Başlangıcı·Kitabı okudu
Wallon bu dönemi anlatırken en çok bu ayna evresinin tanımayı belirlediği üzerinde duruyordu ama Lacan ise çocuğun aynı zamanda kendinden geçmesinin, sevinmesinin üzerinde durur. Başkasının hayali çocuğa neşe kaynağı olur. Ağzından ünlemler dökülür. Bu dıştaki hayal kimlik verici ve oluşturucudur. "İmago eskiden Roma'daki heykellerken, şimdi heykel gibi kıvamlarıyla benliğe önceleri boşken dıştan içeri doğru dolarak bir benliğe yerleşmektedir.
Say Yayınları ~Psikoz Öğretisinin Başlangıcı·Kitabı okudu