Gönül.

Gönül.
@BilgeSevgi
Elbette umutsuzluğa düşerim bazen Elbette umutluyum her zaman Neden yazılır bunca şiir, Neden okunur bunca yazı? Çünkü nasıl aşılabilir başkaca İnsanın karmaşıklığı. (Edip Cansever)
Yıllarca Notre Dame'ın Kamburu
10/10
·559 syf.··
2022 154. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2022 13:01
Quasimodo, Aşık olunamayan adam; içinde yaşadığı çağ gibidir, çarpıktır, biçimsizdir, bir gözü kördür, sağırdır, sevgisizdir, ruhu karanlıktır. Uzaktan bakmak istersiniz. Acınasıdır ama sevilesi değil.Halktır. Phoebus, Aşık olmayan adam; ün düşkünüdür, gösterişlidir, bencildir, kibirlidir, kan emicidir, vicdansızdır. Çekinilesi ve imrenilesidir. Yöneticiler sınıfıdır. Claude Frollo, Aşık olması yasak adam; yasaklardan ördüğü duvarlar arasında ruhu hapsolmuştur, insani duyguları bastırılmıştır. Her adımı cennete biraz daha yaklaşmak içindir, çıkarcıdır, riyakardır, samimiyetsizdir ve nefret doludur. Gerçekte sevilmeyen ama korkulandır. Kilisedir. Esmeralda, Üç adamın ve üç sınıfın aşkıyla yükselen fakat dipte kalmaya mecbur kadındır. Güzel-akıllı-zengin olduğundan ya da sadece biraz dikkat çektiği için cadı diye yaftalanıp kolayca ortadan kaldırılabilen kadınlar içinde bir kadındır. "Bu çağ acımasızdır." Adalet yitirilmiştir. Ölüm sıradanlaşmıştır. Kilise insanların ruhlarına, kral ve yandaşları ekmeklerine çökmüştür. Bu Paris pis kokuludur. Ölüm kokar. Vicdansızlık kokar. Kötülük kokar. Bu bulanık sokaklarda gezinip duran birtakım kıyafetler vardır:
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·528 syf.·
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Kitabı okurken aklıma 1974 yılında yapılan Rhythm 0 deneyi geldi. Deney kısaca şöyledir: Sanatçı, karşısına gelen insanların kendisine istedikleri her şeyi yapmalarına izin verir ve bunun için masaya çeşitli nesneler koyar. (Çiçek, kalem, tüy, jilet, içi dolu silah vs)Başlangıçta insanlar çekingen davranırken, zamanla kalabalığın etkisiyle daha cesur ve saldırgan hale gelirler. Deneyin ilerleyen aşamalarında sınırlar tamamen ortadan kalkar ve insanlar zarar verici davranışlara yönelir. Kimi kadını elbiselerini keser, kimi vücuduna yazılar yazar, kimi diken batırır, kimi tükürür. En son kafasına tabanca dayayınca kadın ayağa kalkar ve kitle hemen dağılır. Marina Abramovic’in Rhythm 0 performansı, kitle psikolojisinin birey üzerindeki dönüştürücü etkisini çarpıcı bir biçimde ortaya koyar. Deneyde başlangıçta pasif olan bireylerin, kalabalığın etkisiyle giderek daha saldırgan ve kontrolsüz davranışlar sergilemesi, Elias Canetti’nin kitle içinde bireyin çözülerek ilkel yönlerinin açığa çıktığı yönündeki tespitini doğrular niteliktedir. Bu deney, insanın bireyken kontrollü; kitle içinde ise kontrolsüz hale gelebildiğini açıkça gösterir. Birey, kalabalık içinde sorumluluk duygusunu yitirir ve bastırdığı yönlerini daha rahat açığa çıkarır. Kalabalık içinde bireysel ahlak zayıflayabilir. youtu.be/393CeffRrM8?si=... Aynı şekilde sosyal medyadaki linç kültürü, modern çağda kitle psikolojisinin dijital bir yansımasıdır. Burada herkes birbirini etkiler, öfke hızla büyür ve bireysel sorumluluk hissi giderek azalır. Bu ortamda birey, tek başına yapmayacağı sertlikteki tepkileri kalabalığın anonimliği içinde kolayca gösterebilir. Canetti, yargılamanın çoğu zaman insana gizli bir haz verdiğini ve bunun insanın doğasında olduğunu söylüyor. Zaman zaman bu
Kitle ve İktidarElias Canetti · Ayrıntı Yayınları · 2017699 okunma
Zamanın, Hafızanın ve Varoluşun Senfonisi
10/10
·3148 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 19:34
Bazı eserler vardır ki, kapağını araladığınızda yalnızca bir kitaba değil, kendi içine katlanan, sınırları belirsiz bir evrene adım atarsınız. Marcel Proust’un yedi ciltlik anıtsal eseri Kayıp Zamanın İzinde, tam da böyle bir başyapıttır bana göre. Bu devasa anlatı, bir okuma eyleminden ziyade, insanın kendi içsel arkeolojisine doğru çıktığı uzun, zahmetli fakat bir o kadar da büyüleyici bir kazı çalışmasıdır. Bir okur olarak bu metne dalmak; akıntıya karşı yüzmeyi bırakıp kendini zamanın o büyük, yavaş ve derin nehrine teslim etmeyi gerektirir. Kaleme alacağım en uzun incelemelerden birisi olacak hiç şüphesiz. Dile kolay: 3148 sayfa! 49 gün! Öncelikle bu görkemli edebi katedralin koridorlarında gezinirken hissettiklerimi ve eserin ruhumda bıraktığı izdüşümleri, daha sonra da 7 ciltlik eserin her bir cildine yazmış olduğum incelemeleri paylaşacağım. O halde başlayalım! Proust’un evreninde zaman, akıp giden ve yitip kaybolan bir düşman değil; yontulması, katmanlarına ayrılması ve nihayetinde fethedilmesi gereken bir maddedir. Yazar, daha önceki incelemelerde de paylaştığım meşhur "madlen keki" metaforu üzerinden zihnimize şu sarsıcı gerçeği fısıldar: Geçmiş asla tam anlamıyla geçmemiştir; kokuların, tatların, melankolik bir melodinin ya da eski bir parke taşının kıvrımlarında sessizce pusuya yatmış, uyandırılmayı beklemektedir. Eseri okurken, yazarın anılarıyla birlikte kendi "istemsiz hafızanızın" da tetiklendiğini, zihninizin derinliklerinde çoktan unuttuğunuzu sandığınız yüzlerin, ışıkların ve tatların usulca yüzeye çıktığını hissedersiniz. Proust okumak, bir nevi kendi geçmişinizle de yüzleşmektir. Bu yüzdendir ki Proust’un dili, sabırsız ruhlara veya modern çağın hızına alışmış zihinlere göre değildir. O, bir cümlenin içine koca bir ömrü, bir duygunun en ince
Kayıp Zamanın İzindeMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 2024747 okunma
İnsanın Sığındığı Yer Olarak Sanat ve Renklerin Ahengi
9/10
·328 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 11:01
Proust'u ikinci kere okumanın hazzından bahseden Tahsin Yücel 'e kulak verdim ve yaklaşık on bir sene süren Proust serüvenimi tamamladım. İlk beş cildi, önceden dört yıla yayarak okumuştum. Ama bu hiç verimli olmamıştı. (Aynı damardan beslenmek okur için sıkıcı olsa da kimi kitaplar mesafe istemiyor. ) Aradan yıllar, başka kitaplar, şehirler, çocuklar geçti. Proust'un ülkesini, şehrini, semtini, şahserini yazdığı yatak odasını görme fırsatım oldu. Biraz demlendim ve yeniden başlayarak bu sefer birkaç ayda, başka kaynaklardan da beslenerek seriyi bitirdim. Kafamdaki bütün açık sekmeleri kapatabilirsem bu yazı, Kayıp Zamanın İzinde'ye ve kendi okurluğuma ahde vefa bâbında bir Proust denemesi olacak. Günümüzde Marcel Proust'un edebiyatta kapladığı yer bile devasa iken buraya sığmayıp diğer sanat dallarına hatta bilim dallarına ulaşıyor. Karşımızdaki öyle bir deha ki beynin giriftli düşünme yapısını çözdüğü için sinirbilimcileri, insan psikolojisinin dehlizlerine indiği için psikanalistleri, zamandaki kırılmaları gösterdiği için fizikçileri büyülüyor. Kelimelerin akışında okuru, sayısız kere müzikle, tiyatroyla, resimle, doğabilimle, sosyoloji ile, biyoloji ile, metafizik ile edebiyat içinde edebiyatla yüz yüze getiriyor. Bazen kendisi bir ressam (Elestr) , bir müzisyen (Morel) bir edebiyatçı ( Bergotto) vs. yaratıyor. Bazen de zaten var olan sanatçılar ve bilim insanları bağlamında üst düzey bir okuma deneyimi sunuyor. Özellikle diğer sanat dallarını kurguya o kadar özenli ve başarılı yediriyor ki (Sadece 103 tane ressam tablo) durup bir "ince şeyleri anlama" telaşına düşüyorsunuz. Hele ara sıra baş uzatan Balzaclar, Dostoyevskiler, Tolstoylar, Stendallar... Katman üstüne katman... Renkler uçuşuyor sözlerin üzerinde. Renk
Marcel Proust
Yakalanan ZamanMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20241,404 okunma
PROUST “MAHPUS”HANESİ
Puan vermedi·377 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2024 17:50
Kayıp Zamanın İzinde serisinin bu cildinde sevgilisi Albertine üzerinden kıskançlık ekseninde insan duygularının ve davranışlarının kökenine inerken Dostoyevski’ye benzer bir şeffaflık ve cesaret gösteriyor Proust. Sürekli delil toplama ve olası riskleri ortadan kaldırmaya odaklanmış olan bu bölümde gördüğü ve hissettiği duruma ve durum ihtimallerine karşı bir tutum geliştirmeye, bir anlamda kendini de çözümlemeye çalışıyor. İnsan davranışının doğasında olan bu kararsızlık tutumu bir mahpusluk olarak yorumlanabilir. Mahpusluğun sınırlarını belirleyen parmaklık ortadan kalktığında iki yabancı insan kalır geriye. Kaçan ve kovalayandan hangisinin mahpus olduğu belli olmaz. Kayıp Zamanın İzinde serisi, Marcel Proust'un hayatının son 17 yılında yazdığı bir romandır. Seri, yedi ciltten oluşmaktadır: 1. Swann'ların Tarafı 2. Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde 3. Guermantes Tarafı 4. Sodom ve Gomorra 5. Mahpus 6. Albertine Kayıp 7. Yakalanan Zaman Serinin bu kitabı, anlatıcının Albertini’yi elinde tutmaya çalışması ve onu mahpus olarak evde tutmaya çalışırken kendisinin mahpus olması merkezinde gelişiyor. Proust bu belirsizliğe şu ifadelerle yer verir. “Evet bir mahpusla buluşacağım düşüncesiyle değil, kendim mahpus olduğum düşüncesiyle dönmüştüm.” Albertini elle tutulması mümkün olmayan meziyetlere! sahip olduğu için, anlatıcı bir yandan şartları onu kimseyle görüşmeyecek şekilde oluşturmaya çalışırken aşkı ve kıskançlığı arasında bocalıyor. Sevgilisinin sık sık yalanlara başvurduğunu ve kendine anlatmadığı birçok boşluklar olduğunu acıyla gördüğü hâlde bazen aşka bazen kıskançlığa savruluyor. Bu savrulmaların anlatımında aşk, yalan, kıskançlık konularında dikkate değer aforizmalar ortaya koyuyor. Ana kahramanlar ve yan kahramanlar kadın olsun erkek olsun hepsi eşcinsel
Deneme, İnceleme
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,488 okunma