Böylece egemen sırayla her bir bireyi güçlü avuçla elinin arasına alıp kendince yoğurduktan sonra tüm topluma el atar, toplumun yüzeyini tek tip, kılı kırk yaran ve karmaşık, küçük kurallardan oluşan bir ağla kaplar. Öyle ki, en özgün zihinler ve en yaman ruhlar dahi kalabalığı aşıp gün yüzüne çıkamayacaktır. O iradeleri kırmaz ama esnetir, eğer ve yönlendirir. Nadiren eylemeye zorlar ama eyleme geçilmesine daima karşıdır. Yakıp yıkmaz ama doğmasına da izin vermez. Hiç tiranlık yapmaz, rahatsız eder, sıkıştırır, parlatır, söndürür, sersemletir velhâsıl, her ulusu iktidarın çobanlık ettiği, uysal ve çalışkan bir hayvan sürüsüne çevirir.
Bu resmini çizdiğim, düzenlenmiş, ılımlı ve huzurlu kölelik türünün bazı dışsal özgürlük biçimleriyle sanıldığından da iyi uyuşacağına ve bu köleliğin bizatihi halk egemenliğinin gölgesinde tesis edilmesinin imkânsız olmadığına daima inandım.
Çağdaşlarımız daima iki zıt tutkunun etkisinde: Hem yönlendirilme ihtiyacı hissediyor hem de özgür kalmayı arzuluyorlar. Bu iki zıt güdünün herhangi birini dindiremedikleri için her ikisini birden tatmin etmeye çabalıyorlar. Tek, vasi ve kadiri mutlak olan ama yurttaşlar tarafından seçilen bir iktidar hayali kuruyorlar. Merkezîleşmeyle halk egemenliğini bağdaştırıyorlar.