Yalçın Atış

Yalçın Atış
@Bilmez_kisi
Sürükleyici bir kitap önerisi mi ?! Bir Jack London okyanusun derinlikerine kadar sürükleyebilir sizi meselâ; Camus kayıtsızca ölümü bekletirken maphusta,Yaşar Kemal isyan türküleri kuşanıp dağlara sürükleyebilir sizi pekâlâ..
Yağmaca
Sağanak sığınaklar düşerdi paylarına, Alçak damlardan süzülen yağmur kaçağı yutkunmalar. Kat kat yorgan altında sarı fener ışığında satır satır bilenirdi büyük umutlar Atıp gene de binyıllardan kalma bu piçliği yumurta kokulu çantalarının ücra yerine Gecenin bilge hüznüne inat güneş kadar gülünürdü teklifsiz oyunlarda Satıp da ana hamurlu / baba terli harçlıkları, ilk şen anılar toplanırmış meğer gazoz kapaklarında. Şimdi ufaklık muzip bakarken ona hâlâ, Adam yalan sözcüklere döküyor yüzünü. Düşler duruldu mu,, Çocuk ülke miydi, durduruldu mu, Bir umudu bizde kalan faili malum ölü şairlerin kanı nereye sızar dururdu? Derler ki Damarlarımıza basıp zillerimizi çalan çocukların çamurlu misket torbasında unutulmuştur cevaplar.
Şiir
Demokratik uluslar ne tür bir despotizmden çekinmeli?
Böylece egemen sırayla her bir bireyi güçlü avuçla elinin arasına alıp kendince yoğurduktan sonra tüm topluma el atar, toplumun yüzeyini tek tip, kılı kırk yaran ve karmaşık, küçük kurallardan oluşan bir ağla kaplar. Öyle ki, en özgün zihinler ve en yaman ruhlar dahi kalabalığı aşıp gün yüzüne çıkamayacaktır. O iradeleri kırmaz ama esnetir, eğer ve yönlendirir. Nadiren eylemeye zorlar ama eyleme geçilmesine daima karşıdır. Yakıp yıkmaz ama doğmasına da izin vermez. Hiç tiranlık yapmaz, rahatsız eder, sıkıştırır, parlatır, söndürür, sersemletir velhâsıl, her ulusu iktidarın çobanlık ettiği, uysal ve çalışkan bir hayvan sürüsüne çevirir. Bu resmini çizdiğim, düzenlenmiş, ılımlı ve huzurlu kölelik türünün bazı dışsal özgürlük biçimleriyle sanıldığından da iyi uyuşacağına ve bu köleliğin bizatihi halk egemenliğinin gölgesinde tesis edilmesinin imkânsız olmadığına daima inandım. Çağdaşlarımız daima iki zıt tutkunun etkisinde: Hem yönlendirilme ihtiyacı hissediyor hem de özgür kalmayı arzuluyorlar. Bu iki zıt güdünün herhangi birini dindiremedikleri için her ikisini birden tatmin etmeye çabalıyorlar. Tek, vasi ve kadiri mutlak olan ama yurttaşlar tarafından seçilen bir iktidar hayali kuruyorlar. Merkezîleşmeyle halk egemenliğini bağdaştırıyorlar.
Sayfa 45·Kitabı okuyor