Hafıza kaybı, her şartta kötüdür. Bu kayıp, milletleri toplu şekilde etkilemeye başladığında ise, yaşanan hasar kelimelerle tarif edilemeyecek bir boyut kazanır...
Bir Balkan seyahati sırasında, Balkan ülkelerinden birinde oradaki dostlarımızla sohbet ediyorduk. Laf, Bosna Savaşı'na geldiğinde, dostlarımızdan biri şöyle dedi: "Bosnalı Müslümanlar, savaştan önceki yıllarda Sırplarla öylesine içli dışlı olmuşlardı ki, adeta aradaki farklar tamamen unutulmuştu. Savaş, acı bir faturayla, kimliklerin yeniden hatırlanmasına vesile oldu..."
Bosna'da yeniden bir din savaşının çıkıp çıkmayacağını tartışıyoruz. Sırpların (ve onların destekleyen yabancı ülkelerin) niyeti apaçık ortadayken, belki bizim asıl sormamız gereken soru şu: Bosnalı Müslümanlar, acaba tehlikenin ne kadar farkında?..
Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar'ı fethettiği dönemde oralara "kurtarıcı ve hakem" rolüyle gitmiş. Daha önceki zamanlarda bölgeye İslâm'ın ruhunu serpen Horasan Erenleri sayesinde, Osmanlı'nın kabullenilişi ve benimsenişi de kolay olmuş. Üstüne bir de adalet ve hikmetle, hoşgörülü bir yönetim sergilenince, Osmanlı'dan geriye güzel hatıralar kalmış. Aradan yüz yıl geçtikten sonra oralara ayak bastığımızda, hâlâ kocaman yüreklerle kucaklanmamız bundan...
Bugünlerden bakınca, Malcolm X'in olağanüstü serüveni bize şunu söylüyor: Doğru adımları atın ve istikametinizden hiç sapmayın. Tarih, sizin hakkınızı asla yemeyecektir...