Şimdi kitabın kapağına bakıp aldanmayın! Çünkü bu kitap hiçbir şeyi kafaya takmamayı öğretmiyor; kendi yaşantımız dahilinde neleri kafaya takacağımızı, neleri önemsemeyeceğimizi, en önemlisi de bu farkındalığa nasıl erişebileceğimizi öğretiyor. Örn; trafikte sizi sollayanı kafanıza takıp, 1 saatinizi kendinize zehir etmeyin. 24 saatlik bir dilimde çocuklarınıza, sevgilinize veya dostlarınıza ayıramadığınız 1 saatcik için üzülün.
Yazar esprili bir şekilde anlatmaya çalışmış ama pek becerememiş gibi. Ele aldığı konu çok güzel ama ben pek beğenemedim anlatış tarzını. Kitabı okurken sıkılmamak elde değil. Yarım da bırakmak istemedim. Sıkıcı anlatış tarzı vardı cidden. Diğer kişisel gelişim türlerinden farklıydı. Ama anlatış tarzı hoşuma gitmedi. Akıcı değil aksine sıkıyor...
Kesinlikle okumanız gereken bir kitap değil, ama seçim sizin.
Beş yaşında bir çocuk! Ama ne çocuk!
Bilgiç, filozof, romantik, zeki, sorgulayan, düşündüren! Deriz ya, "büyümüşte küçülmüş."
Alper Kamu, mahallenin küçük delikanlısı. Okulu sevmeyen, bilgi dağarcığı geniş, hayata bakış açısı ise ömürlük...
Oldukça akıcı, merak uyandırıcı ve mizahi anlatımı sebebiyle kısa sürede okunabilecek, yormayan ve germeyen bir roman. Kitabı okurken yeri gelir gözleriniz dolar yeri gelir kahkahayı basarsınız. Dolayısıyla dopdolu bir roman okuyacağınızın ve okuduğunuza pişman olmayacağınızın garantisi benden.
Keyifli okumalar.