Yalnızdım, kendi dünyama hapsolmuştum, diğerleriyle iletişim kuramıyordum; varlığımı onların varlığından ayıran, beni onların hayatı ve faaliyetleri dışında tutan camdan bir duvar vardı sanki.
Edip Cansever yine başka bir şiirsel hikaye ile selamlıyor bizi Onun tarzını bilmeyip ilk defa okuyanlar ya çok sevecek ya da çok anlamsız bulacak
Edip Canseverin çok kapalı bir şiir anlayışı var ama garip bir şekilde bu hoşuma gidiyor
İyi okumalar..
"Bazen ödünç alıyorum seni
Çoğu kez geceleri"
Yanımda varlığını bilerek yumuyorum gözlerimi
Ellerin saçlarımdayken hissediyorum şefkatini
Ve her sabah kayboluyorsun
Bir şimal yıldızı gibi...
Hani güneş tam batarken turuncu küçük bir top
Komik, koca dünyayı ısıtanın topa düşürülmesi
Yokluğun seher vaktinin soğuğu,
Varlığın kaynayan bir güneş,
Ne gelmeye niyetin, ne kalmaya gücün
İçin yorgun dışın sergüzeşt…
"Sözlerim kendim üstüne
Gölgem beni istedi"
Sen ki gölgemi bile
Götürmüşken beraberinde...
"Özlemim sanadır,varsın
Kar yağsın, daha yağsın
Seni andırıncaya kadar"
Yağmurlar yağsın,
Dolular da insin beynime beynime
Ben olmayayım artık
Baştan sona sen olmuşken,