"Sevgi imanın nabzıdır, nefret imanın kabzıdır. Sevgi imanın gizidir, manevî canlılığın izidir. Ondan sebep sevmek nebevî bir tarz, belki sünnet, belki farz."
"Derin tefekkürün ve samimi endişelerin sonucu olarak Rahmet Elçisi, bazı sûrelerin kendisini ihtiyarlattığını itiraf edecekti. En yakın dostu Hz. Ebu Bekir bir gün, "İhtiyarladın ey Allah'ın Resûlü!" deyince O (s.a.v), "Beni Hùd, Vakıa, Mürselât, Nebe ve Tekvir Sûreleri ihtiyarlattı." diye cevap verecekti."
"Rahmân'ın izin verdiklerinden başkasının konuşamayacağı gün konuşacak olan, insanların sözcülüğünü yapacak olan ve tüm ümitlerini yitirdiklerinde insanlara müjdeyi verecek olan da oydu. Çünkü onun makamı, makâm-ı mahmûddu."
"O (s.a.v) kavmini, baskın yemek üzere olan bir orduya karşı uyaran bir komutan misali, apaçık bir uyarıcıydı. Ateşten pervane böceklerini korumaya çalışan adam misali insanlığı dehşetli günün tehlikelerinden korumaya adanan bir uyarıcı gibi, Nübüvvet binasının ikmal taşı misali, bereket veren yağmur misali insanlara faydalı idi."