Seni kaybettiğimden bu yana, göğümde sıcak, dağımda çiçek, evimde yanan bir ocak, nede önümde mutlu bir gelecek kaldı.
Şimdi ha varmışım, ha yokmuşum. Kime ne!
Uğur Akbulak
Bu coğrafyada ölüm kader değildi, bir inilti vardı derinlerden gelen, duyan olur ses etmezdi, gören olur müdahil olmazdı. Acı acı, içten içe, çığlık çığlığa,
Ama taziye çadırları, düğün yeri gibiydi.
Ataerksiz, şahsiyetsiz, dirayetsiz.
Uğur Akbulak
Eylül ayrılıkların hüznünü taşır, Ekim devrimlerin.
Her ikisinde de, bir kayıp verdim.
Ve hep bu mevsimlerde, şubat’ın keskin soğuğu gibi üşüyorum sevgilim.
Şimdi Radyoda Erkan Oğur,
ciğerlerim ise, kangren.
Uğur Akbulak
Korkunç zamanın yılgınlığı ve yorgunluğundan öte, bütün hasretler, zoraki sürgünler bir tel örgü gibi etrafımızda çevrilmiş.
Adım attığımız her yerde kuralsız tanıksız ve tutanaksız ölüyoruz.
Bu topraklarda doğmak, büyümek ve yaşamak bundan ibaret.
Uğur Akbulak