Salih Gök

Salih Gök
@BirKitapokucusu
facebook.com/share/1DgkPEhtc8 Eğitim olmadan, bu dünyada hiçbir yere gitmiyorsun. İnsanın dünyaya gelişi, bir keşif ve mana arayışıdır. Kendini Bilen Rabbini Bilir.
–Askerlik sana yaramış maşallah! Yüzünden sağlık fışkırıyor. Cevabını kelimesi kelimesine, virgülü virgülüne kaydediyorum: –Nasıl yaramasın ağabeyim? İyi yiyoruz, iyi giyiyoruz, iyi işliyoruz. –Demek rahatsın asker ocağında? –Öyle rahatım ki daha 5 yıl terhis edilmiyeceğimi bilsem bayram ederim.
Reklam
BÜYÜK FACİA Pazar günkü maçta bir kulübün kalecisi, hakemi evire çevire dövmüş. Dişlerini kırmış, suratını kan içinde bırakmış. Hâdiseye dair fazla hiçbir izaha lüzum yok... Bir maçta kaleci, her sınıftan binlerce seyirci karşısında hakemin kafasını kırmış, işte bu kadar... Benim rejimimde bu külhanbeyinin cezası, onu dünyaya geldiğine pişman edecek kadar merhametsizdir. Çünkü bu harekette, ne kulüp, ne ocak, ne makam, ne halk, ne matbuat; maddî ve manevî bütün memleket müeyyidelerinden hiçbirine metelik vermiyen bir eda var... Soruyorum size a dostlar, kanatları henüz çıkmıya başlıyan delikanlı çerçevesindeki korkunç başıboşluk ve küstahlık tezahürlerini sineye çekmekte daha ne kadar devam edeceğiz? O delikanlı ki, mektepten, aileden, cemiyetten, devlete kadar, derece derece tabiiyet boyunduruklarında terbiyeli öküzler gibi kıskıvrak bağlı duracaktır. Veyl onu elinden kaçıran cemiyetlere! Size açıkça haber veriyorum ki şehirli Türk cemiyeti bugünkü haliyle onu elinden kaçırmış olamasa bile yüzde yüz avucunda bulundurmak hakimeyetinden mahrumdur. Muallimlerini öldürenleri, dövenleri, bıçaklıyanları; evde, bahçede, sokakta hayale sığmaz münasebetsizlikler yapanları hatırlamıyor muyuz? Hele sporcu gömleği altında o, ya arkadaşını pataklıyacak, ya mahallesini haraca kesecek, yahut böylece hakemin kafasını kırmaya kadar giden misilsiz bir cüretle, uzun atlama kepazelik rekorunu kıracaktır. Düşünün ki, spor maddî ahengin, nizamın, disiplinin en mükemmel tecelli perdesi! Bu tarzda bir kepazeliği Rusyada, Almanyada veya İtalyada bir çocuk yapsın da görün başına geleceğini! Sade onu değil kulübünü de, sınıfını da, muhitini de sivilce koparır gibi kesip atarlar. Zaten böyle bir hareket oralarda yapılamaz. Küfürlü demokrasyaların yağlı derisinden başka hiçbir rejim havası
Bugün Japonya'da imparator ve aile fertlerinin siyasi ola­rak hiçbir yetkisi ve etkisi bulunmamaktadır, imparator kendi geleceği hakkında bile söz sahibi olamıyor. Her bir impara­torun dönemi, Meiji, Showa gibi sembolik bir adla isimlendirilmektedir. Buna, imparatorluk ailesinden bağımsız olarak meclis karar veriyor.
Budizm'e ve geleneklere bağlılık göstermeyenler, toplumsal değerlerine saygılı olmak, en azından çatışmamak adına esnek davranmakta ve hoşgörüyle yaklaşmaktadırlar.
Japonya'da bazı festivaller "dinimsi" bir takım nitelikler taşımakla birlikte, ülke genelinde gerçek anlamda dini bir fa­aliyetten söz etmek gerekirse bunlardan biri yeni yılda "Oshogatsu" adıyla, diğeri ise Ağustos ayının ikinci haftasında "Obon" olarak bilinen kültürel örüntülerdir. Her ikisi de bir dizi dini sembolizm ve ritüelleri ihtiva eder. Bunlardan "oshogatsu" (yeni yıl) doğrudan ulusal din olan Şintoizm kapsa­mında gerçekleştirilir. Şintoizm, Japon ulusal dinidir, bu dine göre imparator Kamisama adı verilen Tanrının oğludur. Tanrı, Güneş'tir. İmparator onun yeryüzündeki gölgesidir, sembolü ve temsilcisidir. Dolayısıyla Şintoist geleneklere göre İmpa­rator dini temsil eder. Oshögatsu (yeni yıl) etkinlikleri, Shitoizm örf ve adetleri çerçevesinde Şinto tapınaklarda icra edilir. Tüm devlet adamları, imparator dâhil, devletin tem­sil edildiği bir Şinto tapınağında bir araya gelir, sembolik de olsa bir ayin icra edilir.
Reklam