“Kutuplardaki karanlıkları duymuş olmalısınız. Orada, bütün yıl boyunca, yalnızca belirli bir zamanda güneş doğar. Korkmayarak oralara dalanlar uçsuz bucaksız, nurla dolu bir uzaya çıkarlar. Orada ilk görecekleri şey, berzaha bir nehir uzatan ve harıl harıl taşan bir pınardır. Bu pınarda yıkananlar, sudan daha hafif olurlar. Bu nedenle suda batmazlar. Hiçbir zorluk çekme. den dağların tepelerine çıkarlar. Bu şekilde, insanlık evreninden ayrılmış olan iki sınırdan birine girerler.”
açıklaması: Kutuplardaki karanlıklarla, insana ilişen kuşku ve şaşkınlıklar, kutupla da insanın nefsi anlatılmıştır. Kutuplara yılın belli bir zamanında bir kez güneş doğması, aklın kuşkuları giderecek kadar güç kazanmasının, gerçeği, gerçekliği görmesinin her zaman mümkün olamayacağını dile getirir, Kuşku karanlıklarının içine dalanlar, kuşkuları gidermek için tartışma ve araştırmadan geri durmayanlar, sonunda yetenekli oldukları yetkinliğe ulaşır, bilginin ışıklarıyla aydınlanırlar. Burada ilk görülecek şey, bilgi edinmeye yetenekli özdeksel akla yardım eden, feyzini gürül gürül akıtan bilgi pınarıdır. Bu pınarda yıkanarak bilgisizlik kirinden arınanlar, bilgisizliğin üstüne çıkarlar. Bilgisizlik onları alt edemez; bilgi ve mantık yardımıyla yüksek bilgi tepelerine hiçbir zorlukla karşılaşmadan çıkarlar. Bu kimseler, nesnelerin gerçekliklerini, varlıkların öz ve köklerini kavrar, özdek ve biçim dünyasına girerler.
“İnsanın, yapamayacağı bir şeyi yıkmaya kalkışması, yakışıksız bir davranıştır. Çok iyi bilirsiniz ki, gökten inen oklara hiçbirşey siper olamaz. Mazlumun hakkı zalimden, mahkûmun hakkı hâkimden alınır..."