Kâbuslarımdan kurtulmaya gelmiştim buraya ve her şeyin düzeleceğine ve geleceğin umutla dolu olduğuna ilişkin, içimde zayıf da olsa yaşayan o "dev" umuda sımsıkı sarılmalıydım.
"İnsanın bu dünyadaki son durağı burası işte. Dünyanın dört bir yanını hatta uzayı, evrenleri gezsen, gene giriyorsun şu kapıdan içeri. Zorunlusun. Ve kıyamet saati gelip, kuyruk sokumu kemiğinden oluşuncaya kadar bedenin, burada kalıyorsun."
Yutkunmaya çalıştıkça kordan düğümler uzatıyor sancıyan boğazımdan mideme doğru. Ölümümün çok yakın olduğunun bilincinin verdiği o tuhaf dinginlik sarıyor bedenimi. Savaşacağım ve bunu en iyi şekilde nasıl yapabilirim diye düşünerek sırtımı güvene alacağım bir duvar dibi arıyorum.
"Bazen çok güçlü hissediyorum kendimi. 'İşte' diyorum akşamın çöktüğü o upuzun dakikalarda yakalayıveriyor hüzün ruhumu. Gizli binlerce yara açılıveriyor ve kan içinde bırakıyor beni.